Allâh’ın mahlûkâtına merhamet ve infak, Allâh’a muhabbetin en güzel göstergesi, lutfettiği nîmetlerine karşı da en güzel bir şükür ifâdesidir.
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi "Kıyamet Günü" sorulacak nimetlerden ve o zor gün için dünyada neler yapmamız gerektiğinden bahsediyor.
“Ermeni meselesi” nedir, ne zaman ortaya çıktı? Ermeni meselesinin sorumlusu kimdir?
Abdullah bin Hişâm’ın anlattığı şu rivâyet, Rasûlullah -sallâllahu aleyhi ve sellem- Efendimizʼe muhabbetimizin hangi seviyede olması gerektiğini göstermesi bakımından çok mânidardır...
Allah Teâlâ, bütün peygamberler içinde yalnız O’nun hayatı üzerine yemin ederek; “لَعَمْرُكَ: Sen’in hayatın üzerine andolsun ki!..” (el-Hicr, 72) buyurmuştur. Böylece ümmetinin, bütün dikkatini Allah Rasûlü’nün üsve-i hasene olan hayatına teksif etmesini arzu buyurmuştur.
Ashâb-ı kirâm, Peygamber Efendimiz’den kalan hâtıraların tedâîsiyle duygulanır, onlara çok ehemmiyet verirlerdi.
II. Abdülhamît Han, Osmanlı'nın içerisindeki karışıklığa rağmen halkın huzuru ve ülkenin selâmetini sağlayabilmek için bugünkü modern devletlere bile örnek olabilecek derecede mükemmel bir «istihbârat teşkilatı» kurmuştu. Bu teşkilata rağmen devletin içindeki hainleri temizlemesi hiç kolay olmadı. Nelerle mi karşılaştı? İşte II. Abdülhamit Han'ın yaşadıkları...
Âyet-i kerîmede Peygamber Efendimiz hakkında şöyle buyrulmaktadır: “Ey Peygamber! Biz Senʼi bir şâhit, bir müjdeci, bir uyarıcı; Allâh’ın izniyle kendi yoluna çağıran bir dâvetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik.” (el-Ahzâb, 45-46)
Hilye, lügatte süs, ziynet, yüz ve ruh güzelliği demektir. Istılahta ise, Hazretyi Peygamber sallâllâhu aleyhi ve sellem Efendimiz’in, beşer kelâmının imkânları nisbetinde kelimelerle çizilmiş resmidir.
Âyet-i kerîmede buyrulur: “Andolsun size kendinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız O’na çok ağır gelir. O, size çok düşkün, mü’minlere karşı Raûf ve Rahîm’dir / çok şefkatli ve merhametlidir.” (et-Tevbe, 128)