Açlık; kalbi yumuşatıp nurlandırırken, aşırı tokluk ise kalbe kasvet verir, gönlü karartır. Açlık, nefsin azgınlıklarına engel olup onun hakka ve hayra yönelmesini kolaylaştırırken, aşırı tokluk ise, mânevî hassâsiyetleri köreltir, rûhu daraltır, şuur ve idrâkin hikmet damarlarını tıkar.
Mühim bir mânevî eğitim metodu olan sohbetler, bütün tarîkatlerde ve bilhassa Nakşîlikte kalpten kalbe feyz naklinin en kıymetli vâsıtalarından biridir.
Câmi minberlerinde binbir îtinâ ile muhâfaza edilen Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in sakal-ı şerîfleri de asr-ı saâdetten günümüze kadar gelen feyizli bir meltem gibi ümmete bir rahmet olmaktadır. 1983 yılında yaşanan bir hâdise sakal-ı şerîf'in günümüze kadar nasıl geldiğini en güzel şekilde anlatıyor.
Sohbetler ne kadar ibâdet vecdiyle îfâ edilirse o kadar mânevî tecellî husûle gelir. Zira sohbetler, bir bakıma muhâtaba reçete yazmaktır.
Yediden yetmişe bütün sahabelerin Peygamber Efendimizin muhabbetiyle yoğrulduğunu gösteren ibretlik hadise...
En güzel sohbet, âyet-i kerîmeler ve hadîs-i şerîfler muhtevâsında yapılan sohbettir. Cenâb-ı Hak, kullarının bir araya gelerek âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîflerle müzeyyen bir sohbet meclisi oluşturmasından hoşnut olur.
Fânî dünya metâını elde etmek için ebedî saâdet mekânı olan âhireti satmak, ne hazin bir aldanış ve ne fecî bir ahmaklıktır.
Mânevî eğitimde insanın rûhuna tesir maksadıyla başvurulan vâsıtaların başında “sohbet” gelir. Sohbeti tesirli kılansa, “ihlâs”tır. Kelimelere yüklenen mânâların kalplere nakşedilerek şahsiyet ve davranışları olgunlaştırması, ihlâs sayesinde gerçekleşir.
Manevî eğitimde insanın rûhuna ve kalbine tesir maksadıyla başvurulan vâsıtaların başında “sohbet” gelir. Sohbet, Rasûlullah -Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem- Efendimiz’in en mühim terbiye ve tezkiye metotlarındandır. O, ashâbını sohbetle yetiştirmiştir.
İnsanoğlunun, kendisine Cennet ve Cemâlullâhʼı temâşâ gibi muazzam nîmetler vaad eden yüce Mevlâʼya yönelmek yerine; gelip geçici nefsânî arzulara tamah etmesi, sefâletini saâdet zannetmesi ve üç günlük dünyasını îmâr etmek için ebedî âhiretini harâb etmesi, ne büyük bir hamâkattir.