Mûsâ Efendi -kuddise sirruh- da: “Yolumuz sohbet yoludur!” buyurur ve sık sık sohbetin ehemmiyetinden bahsederdi.
Orta Asya’dan Balkanlar’a kadar İslâm’ın nûrunu gönüllerde yeşerten büyük velî Ahmed Yesevî Hazretleri'nin ibret verici son 10 yılı...
Hazret-i Ebû Bekir ile Abbâs'ın, Peygamberimizin vefatından önce şahit oldukları hadise...
Sâlih ve sâdıklarla beraber olan bir kimse, istîdâdı nisbetinde onların rûhâniyetinden feyz alır. Kendisi ne kadar kusurlu olursa olsun, samimiyetle sevip yakın olduğu, âidiyet ve mensûbiyet duyguları içinde bulunduğu makbul ve mûteber kimselerden dolayı bir değer kazanır.
İbâdet vecdi içinde geçen sohbetler, Allah Rasûlü’nün sohbetlerinden bir akistir. Zira mânevî istifâdenin merkezi O’dur. Rûhî heyecanlarla dolu sohbetler, hep O merkezden teselsülen naklolan parıltılardır.
İlmin hakîkati, Hakkʼın rızâsı istikâmetinde yaşanmasıyla ortaya çıkar.
Ashâb-ı kirâm, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) sohbet sünnetini aynen devam ettirmiş ve buna çok ehemmiyet vermişlerdir. Efendimiz'in, ashabına yaptığı sohbette sahabeler manen doluyor fakat dünyevî maîşetle meşgûl olmaya daldıklarında da sohbette duyduklarının pek çoğunu unutuyorlardı.
Habeşistan’a hicret edip Hayberʼin fethi esnâsında deniz yoluyla Peygamber Efendimiz’e gelen kâfilede, Esmâ bint-i Umeys -radıyallâhu anhâ- da bulunuyordu. (Esmâ, Meymûne Vâlidemizʼin ana bir kardeşi ve Hazret-i Câfer’in hanımı idi.)
Kulu Hak katında kurtaracak olan, nesep veya intisap bağı değil, Allah Rasûlüʼne ve Hak dostlarına hâl ve yaşayışıyla ne kadar yakın olabildiğidir.
Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, ashâbını yetiştirme husûsunda olduğu gibi, Ehl-i Beyt’inin, yani âile efrâdının tâlim ve terbiyesinde de daha ziyâde sohbet usûlünü tercih etmiştir.