Bir gün Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bize ikindi namazını gün akşama iyice meyletmeden kıldırdı. Sonra ayağa kalkıp bir konuşma yaptı. Bu hitâbesinde, kıyâmet kopuncaya kadar olacak her şeyi bize haber verdi.
Ashâbın, Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e muhabbetleri bâzen o kadar coşardı ki, Allah Rasûlü’nü aralarında paylaşamazlardı.
Peygamber Efendimiz ashâbıyla nasıl ilgilendi, onlar için ne gibi fedâkârlıklara katlandı ve ashâb-ı kirâm O’nun sohbet meclisine nasıl rağbet etti?..
Dertli gönüllerin samimî duâları, onların yardımına koşanların dertlerine dermân olur.
Kulu Cenâb-ı Hakkʼa vâsıl edecek vesîleler, nefeslerin sayısı kadar çoktur. Mühim olan, Hakkʼa vuslat arayışı içinde yaşamaktır.
Allah Rasûlü’nün sohbetlerindeki tabiîliğin ve ashâbına uygun gördüğü her fırsatta ve her vesîleyle sohbet ettiğinin bir ifâdesidir.
Mal, canın yongasıdır ve onun elden çıkması, insanoğlunun en mühim endişe sebeplerinden biridir.
Şeyh Sâdî, 13. asırda yaşamış bir gönül insanıdır. Yirminin üzerinde eser kaleme almış olmakla birlikte, bilhassa Mevlânâ Hazretleriʼnin üslûbunu hatırlatan Bostan ve Gülistan adlı hikemî eserleriyle tanınmıştır. Âlim ve edib bir mutasavvıf olan Şeyh Sâdî; ilim, irfan, ibadet ve cihadla dolu, bir asırlık ömrün ardından, doğduğu yer olan Şîrazʼda vefât etmiştir.
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- sahâbe-i kirâmı sohbetle yetiştirmiştir. Bu hususta pek çok misâl vardır. Bunların bir kısmı şöyle...
Şeyh Sâdî-i Şîrâzî Hazretleri'nin hayatından müslümanların sahip olması gereken gönül hassasiyetini anlatan ibretlik bir hadise...