Muhabbetin en büyük alâmeti, itaattir. Seven, sevdiğine gönlündeki muhabbet seviyesinde tâbî olur. Dolayısıyla her iki cihanda da Allah Rasûlü’ne yakın olmak isteyen bir kimsenin, hayatının her safhasını Efendimiz’in gönül dokusundan hisse alarak istikâmetlendirmesi şarttır.
Cenâb-ı Hakkʼı zikredebilmek, Oʼna şükredebilmek, kulluk ve tâatte bulunabilmek; yine şükrü gerektiren ayrı bir lûtf-i ilâhîdir.
İnsanın iç âleminde hem Hazret-i Mûsâ ve hem de Fir’avun bulunmaktadır; o hâlde kendimizi tanımak için tarihte sâbit olmuş hakikatleri ile hayrın ve şerrin bu iki temsilcisini hatırlamak faydalı olacaktır.
Hazret-i Mevlânâ, Mûsâ -aleyhisselâm-’ın firâsetteki derinliğini, buna mukâbil Firavun’un ise nefsânî bir hayatın içinde nasıl ahmaklaştığını beşerî idraklerin anlayabileceği bir şekilde şöyle müşahhaslaştırarak sergilemektedir.
Dünyaya gelen her insan, bir ebediyet yolcusudur. Nasıl ki uzun bir yolculuğa çıkacak olanlar kendilerine yol azığı tedârik ederlerse, Hakʼtan gelip yine Oʼna dönecek olan insanoğlu da bu ebediyet yolculuğu için hazırlanmak ve kendisine âhiret azığı biriktirmek mecbûriyetindedir.
Muhabbet istîdâdı, Rabbimizʼin kullarına bahşettiği en büyük nîmetlerdendir. Fakat bütün nîmetler gibi muhabbet de mühim bir imtihan mevzuudur. Bu bakımdan muhabbeti, dostluğun hakîkatine ermiş gönüllerde kullanmak îcâb eder.
Hased, fertlerden başlayarak kademe kademe bütün bir millete kadar yayılan, yakan, yıkan, kurutan bir felâket ve musîbet sebebidir. Mahvolan âileler, toplumlar ve memleketlerin harâbeleri, hased sahneleri ile doludur.
Lâğım fâresi, gıdâsını lâğımdan aldığı gibi; sefih insanlar da sefâletlerini saâdet zannederler. Sefâlete alıştıkları için kendilerini gerçek saâdete ulaştıracak vesîlelerden inatla kaçarlar.
Müʼminin Hakkʼa vuslat yolculuğunda en mühim vâsıtası, yaratılışından gelen bu muhabbet istîdâdıdır.
Lider Eğitim Kültür ve Sanat Gençlik Kulübü Derneği, Slovenya’nın başkenti Lübliyana’da gerçekleştirilen ebru sanatı etkinliklerinde ”tefekkürü” tanıttı.