Ömer bin Abdülaziz… Halifeliği döneminde adaleti tesis edişindeki titizlikten dolayı ehl-i iman ona, “ikinci Ömer” diyor. Ömer bin Abdülaziz'in hayatına bakıldığında, ümmetin bu iltifatını fazlasıyla hak eden bir halife olduğu görülüyor.
Aşağıdaki hadîs-i şerîften almamız gereken en büyük ders, her an Allâh’ın rızâsına vesîle olacak bir amel arayışında olabilmektir. Zîrâ âyet-i kerîmede: “Bir (hayır) işini bitirince hemen (başka bir iş veya ibâdete) koyul ve yalnız Rabbine yönel.” (el-İnşirâh, 7-8) buyrulmuştur.
Cenâb-ı Hakk’ın görmesi de diğer sıfatları gibi zât-ı ilâhîsinin muktezâsındandır. O her şeyi hakkıyla görür. el-Basîr’dir. O’nun nazarına gizli kalan hiçbir şey yoktur.
Çanakkale destanının yıllar sonra ortaya çıkan hikmet ve ibret dolu, bereketli bir neticesi olan hâdise.
Peygamber Efendimiz (s.a.v) Hz. Ömer (r.a.)'nın şehadetini nasıl müjdeledi?
İLAM Akademi mezunu olan ve 4 yıldır Sudan'da yaşayan Musab Demirlenk, Genç Dergisi'nden Abdurrahim Yüce'ye Sudan'daki hizmetleri anlattı.
Altınoluk Dergisi Yazarı Ali Rıza Temel, derginin Nisan sayısında, Müslümanların günümüzde yaşadığı ayrılıklara dikkat çekerek din kardeşliğinin önemini vurguluyor. Yazısında din kardeşliğiyle ilgili hadis ve ayetlere dikkat çeken Temel, yazısında Hz. Ömer'in gruplaşmaya yönelik tepkisine de yer veriyor.
Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e karşı kaba davranan, uzaktan bağıran, O’na saygısızlık yapan kimseler de akletmeyen, sefîh kimselerdir. Buradan bize çıkacak diğer bir netice de, Allâh Rasûlü’nü nasıl örnek almamız gerektiğidir? Hayatımızı, Allâh Rasûlü’nün hayatıyla nasıl mîzan etmeliyiz?