İslam dünyasında yaşanan acı dolu hadiselere bakarak hiçbir şey yapmadan, acı dolu mesajlar paylaşmanın, ah vah etmenin kimseye faydası yoktur. Böyle davrananların halini Hazreti Mevlana şu ibretlik hikâye ile ne güzel tasvir eder.
Tasavvuf, kâmil insan yetiştirme sanatıdır. Bu sebeple sabır ve sebâta en fazla ihtiyaç duyulan bir yoldur. Tahammülsüzlük, şikâyet ve bezginliğin başladığı yerde tasavvuf biter.
İnsan, ölüm ve âhiret hakîkatini er-geç görecektir. Fakat kabirde uyanmak insana fayda sağlamaz. Bu sebeple, asıl maharet; bu dünyada iken bu hakîkatleri idrâk edip gereğini yapmaktır. Hazret-i Mevlânâ şöyle der: “Sonunda sen de bunu anlayacak ve idrâk edeceksin ya, bari şimdiden kendine gel de son günü bugünden gör. Aklını başına al da, işin sonunu bugünden görmeye çalış. Hakîkati ve âhireti görecek gözünü, gafletle ve nefsânî temâyüllerle âmâ etme!”
Hazreti Mevlânâ insanın gizli düşmanını şöyle anlatır: “Ey Hak yolcusu! Gerçeği öğrenmek istiyorsan; Mûsâ da, Fir’avun da ölmediler; bugün senin içinde yaşıyorlar, senin varlığına gizlenmişler, senin gönlünde savaşlarına devam ediyorlar! Bu sebeple birbirine düşman bu iki kişiyi kendinde araman gerekir!”
Dini kullanarak insanları kandırma sadece bugün ortaya çıkmış yeni bir hadise değildir, tarih boyunca her zaman bu tür insanlar bulunagelmiştir. Prof. Dr. Süleyman Derin, Altınoluk Dergisinde sahte din önderlerinin özelliklerini anlatıyor.
Hazreti Mevlânâ Mesnevî'de “İnsan, âdetâ sırf gözden, yani derûnî idrâkten ibârettir. Geriye kalansa deridir, ceseddir. Hakikî göz ise, ancak dostu gören, yani onu idrak etmiş olandır. Dostu görmeyen gözü, sen göz sayma!” (c.1, 1406) sözleriyle bize gerçekten gören gözleri anlatır.
Hazret-i Mevlânâ’nın Mesnevî’de anlattığı kibirli fare ile sabırlı devenin ibretlik hikayesi...
Mütevâzı müʼmin affedicidir, kötülüğe dahî iyilikle mukâbele eder, hizmet ehli olur, cömerttir, fedakârdır, zariftir, ince ruhludur…
Mevlana Hazretleri de Kur’an’ı ve peygamberlerin hidayetini bir tarafa bırakarak sadece aklına güvenen, onu putlaştıran tiplerin Kur’an karşısındaki tutumunu şu beyitlerle veciz bir şekilde özetler...
Mesnevî’nin ilk onsekiz beyti, Mevlânâ’daki fikrî incelik, maharet ve mânâ enginliğini gösteren sırlar deryâsıdır. Onun için Mesnevî’nin bu giriş bölümü, beyit-beyit, kelime-kelime, hatta harf-harf açıklanmış ve nice zengin şerhler yapılmıştır.