Müslüman siyasetçi ve insan hakları savunucusu Malcolm X’in hayatı…
Yavuz Sultan Selim, doğudaki Safevî tehlikesini ortadan kaldırmak için çıktığı seferde düşmanla karşılaşmayan yeniçeriler seferden geri dönmek istemiş padişah da seferden dönmeyeceğini kararlı duruşu ve etkin hitabetiyle onlara ispatlamıştı.
Bugün İslâm toplumları olarak en acı kaybımız, herhalde insaniyetimiz, değerlerimiz, edebimiz, kalitemiz ve nihâyet medeniyetimizdir. Müslümanlar olarak İslâm’ın izzetini kuşanamadığımızı itiraf etmek durumundayız.
İnsan sarraflığı da ayrı bir kabiliyet… Adam yetiştiren liderler, “bana ne” demeyen, sadece gerçeği söyleyip gitmeyen; aksine yapılması lazım gelen her ne ise o işe, başından sonuna himmet edip kişinin elinden tutan ve yola koyan kimselerdir. İnce düşünülürse, şu âlemde bir insan inşâ ve ihyâ etmekten daha fazîletli bir amel ne olabilir? Bir küçük kâinât olan insanı, zayi olup gitmekten kurtarmak, ne azametli bir hizmettir!
Lider, küsen değil, küseni tekrar sürüye katmasını bilendir. Bu ise farklı bir gönül kıvamı ister. Bu gönül, affetmesini bilen bir gönüldür. Kahır çekecek bir genişliğe sahiptir. Şefkat ve merhameti engindir. Mütevazıdır. Özür dileyenin özrünü kabul edendir.
Bosna Hersek devlet başkanı, özgürlük savaşçısı, düşünür bir lider, hayatını İslam davasına adayan Bilge Kral ve daha birçok güzel sıfatı kendisinde bulunduran güzel bir insan Aliya İzzetbegoviç. Dünyada Müslümanların son dönemde neler yaşadığını ve halen neler yaşamaya icbar edildiğini anlamak açısından önemli bir isim.
Bütün liderlerin samimi ve sadakatli ekibe ihtiyacı vardır. “Ağaç, dalıyla gürler”, denilmiştir. İnsan ne kadar güçlü olursa olsun tek başına zayıftır. Peygamberler bile sürekli yanlarında ekip aramışlardır.
İslâm’ın terbiye ettiği lider, “Hizmetkâr Lider”dir. Firavunlaşan ve ilahlaşan değil, kul olduğunun farkında olan ve ibâdullâhı hiçbir zaman istihkâr etmeyen ve kendini hizmetten âzâde saymayan bir liderdir. Hatta liderliğin, hizmetkârlıkta önde olmak, şeklinde anlaşılması tavsiye edilmiş ve öyle de gösterilmiştir.
Nice büyük hayırlar, çok miktarda malı mülkü olanlar tarafından değil, kocaman bir yüreğe, samimi bir adanmışlığa sahip, fedakâr öncülerin liderliğinde gerçekleştirilmiştir. Öyleyse bir hizmet başlatılacaksa, önce adanmış gönüller bulunmalıdır. O varsa, yola çıkmaktan korkmamalıdır.
Kitleleri peşinden sürükleyen liderler, bu ünvanlarını, oturdukları yerden emirler yağdırarak değil, samimiyet, fedakârlık ve gayretlerine, Yüce Rabbin lütfettiği rahmet sayesinde almışlardır.