Hayvana Eziyet İslam Ahlakına Sığmaz

Diyanet İşleri Başkanlığınca, hayvanlara işkence yapılmaması uyarısında bulunularak, merhamet göstermede insan ile hayvan arasında bir fark gözetilemeyeceği vurgulandı.

Diyanet İşleri Başkanlığından yapılan yazılı açıklamada, basında ve sosyal medyada son günlerde hayvanlara yönelik vicdanları yaralayan görüntüler yer aldığı belirtildi.

En küçüğünden en büyüğüne kadar her hayvanın, Allah'ın eseri olarak kıymetli olduğuna ve Allah tarafından insana emanet edildiğine işaret edilen açıklamada, hayvana eziyetin, Hazreti Muhammet'in (s.a.v.) hayatında asla karşılığı bulunmayan, İslam ahlakına sığmayan, insanlığa aykırı bir davranış olduğu vurgulandı.

HER HAYVAN ALLAH'IN ESERİ OLARAK KIYMETLİDİR

Kainatın, kendisini oluşturan canlı cansız bütün parçalarıyla değerli ve muhteşem bir dengeye sahip olduğu belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Bu değer, kainatın Allah Teala tarafından yaratılmış ve tasarlanmış olmasından kaynaklanır. Yaratılmışların en değerlisi olan insan ise yeryüzünün şerefli halifesi olarak kainatın dengesini ve düzenini korumakla yükümlü olan varlıktır. Yüce Yaratıcı, insandan, değerine uygun davranmasını, kendisine verilen nimetlerin değerini bilmesini ve değerleri yaşatmasını ister. İslam dinine göre, hayvan haklarının çok daha derin bir anlamı, hayvanlara iyi davranmanın çok daha hassas bir temeli vardır. O da hayvanların, diğer bütün canlılar gibi, varlığıyla Yüce Yaratıcı’nın varlığına delil olan ve öz değer taşıyan nitelikleridir. En küçüğünden en büyüğüne kadar her hayvan, Allah'ın eseri olarak kıymetlidir ve O'nun tarafından insana emanet edilmiştir. Dolayısıyla insanın hayvanlarla sürdürdüğü ilişkiyi faydacı bir anlayıştan daha zengin ve daha olgun bir bakışla ele almak şarttır."

Kur'an-ı Kerim'de hayvanlardan bahsedilen ayetlere atıfta bulunulan açıklamada, Nahl Suresi'ndeki "Rabbin, bal arısına şöyle ilham etti: 'Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan (kovanlardan) kendine evler edin. Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin sana kolaylaştırdığı (yaylım) yollarına gir.’ Onların karınlarından çeşitli renklerde bal çıkar. Onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz bunda düşünen için ibret vardır." ayeti paylaşıldı.

HAYVANA EZİYET İSLAM AHLAKINA SIĞMAZ

"Hayvanlara işkence etmeyin." şeklindeki dini uyarıların anımsatıldığı açıklamada, Hazreti Muhammet'in  eğlence amacıyla hayvanların dövüştürülmesini ve onların hedef tahtası gibi kullanılarak atış yapılmasını yasakladığı belirtildi. Peygamberin, sebepsiz yere öldürülen bir serçenin bile kıyamet günü Aziz ve Celil olan Allah'a halini arz ederek davacı olacağına yönelik sözleri hatırlatıldı.

Hayvana karşı tavrından dolayı insanın hesaba çekildiği düşünüldüğünde, hayvanın sahip olduğu varlık değerinin daha rahat anlaşılacağı belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Hepimiz Peygamberimizin anlattığı çölde bir kuyuya inip de ayakkabısına doldurduğu su ile susuzluktan toprağı yalayan bir köpeği sulayan adam hikayesini biliriz. Allah, bu davranışı sebebiyle o adamdan razı olmuş ve onu bağışlamıştır. Yine hepimiz Peygamberimizin anlattığı kedisine kızıp da onu hapseden ve açlıktan ölmesine göz yuman kadın hikayesini de biliriz. Zalim kadın, bu davranışı sebebiyle Allah'ın azabını hak etmiştir. Köpeğe su veren adam onun var olma hakkına duyduğu saygıdan dolayı ödüllendirilirken, kediyi hapseden kadın onun var olma hakkını elinden aldığı için cezalandırılmıştır. Şu halde, insan, hayatın devamı için çaba sarf etmek ve sadece kendi varlığını değil, bütün varlıkların hayata tutunma hakkını desteklemek zorundadır."

Kaynak: AA

İSLAM'DA HAYVAN HAKLARI

İslam'da Hayvan Hakları

SOKAK HAYVANLARI İÇİN NE YAPABİLİRİZ?

Sokak Hayvanları İçin Ne Yapabiliriz?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.