Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, bu dünyaya niçin geldiğimizi ve tefekkür etmemiz gerektiğini anlatıyor...
Sahâbe, Resûl-i Ekrem’in sözleri karşısında ürperir, kalpleri titrer ve gözlerinden yaş akıtarak ağlarlardı. Bütün bunlar, samimiyetle inanmanın, itaat arzusu içinde olmanın, Allah ve Resûlü’nü sevip, saymanın birer göstergesidir. Kur’an ve Sünnet karşısında bizlerin de örnek almamız gereken davranışlardır.
Devlet yöneticiliği ve kadılık gibi memuriyetlere talip olan ve bu görevlere aşırı düşkünlük gösteren kimseleri tayin etmemek İslam'ın yöneticilik ilkelerindendir.
Namaz esnasında gözleri semaya dikmek huşûya ve edebe aykırıdır. Ayrıca namazda gözleri semaya dikmenin mekruh olduğuna dair ulemâ görüş birliği içindedir. Peygamber Efendimiz de namazda semaya bakmamak gerektiğini belirtir.
Ebû Cendel İbni Süheyl'in babası şirke düşmüş inatçı biriydi. Kureyş gençlerine gözdağı verircesine, onların da İslâm’a girmelerine engel olma kasdıyla oğlunu mahzenlere kapattı. Kaçmaması için ayaklarını zincirle bağladı. Onun Medine’ye hicret etmesine izin vermedi.
İnsanların daha ziyâde egosunu tatmin muhtevâsında ve “ben” merkezli bir hayat yaşadığı günümüzde, İslâm’ın bizlere telkîn ettiği fedâkârlık ufku nedir ve bu ufku hayatımıza nasıl aksettirmeliyiz?
Mahşer günü Rabb'imizʼin ayıplarımızı örtmesini istiyorsak bugün biz de O’nun kullarının şahsî ve husûsî ayıplarını örtmeye çalışmalıyız.
Mahmud Sami Ramazanoğlu (k.s.) Dualar ve Zikirler kitabında, Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in namaz kıldıktan sonra hangi duaları okuduğunu ifade ediyor.
Tarih boyunca zaman zaman zahirî ilim erbâbı ile gönül terbiyecileri olan irfân ehli arasında bazı konularda anlaşmazlıklar ortaya çıkmıştır. Ancak tasavvufî terbiyede kemâl noktasına ermiş gerçek ârifler ile ilmin hakikatine vâkıf olmuş hakiki âlimler arasında bir çekişme olmamıştır. Çekişme ve didişmeler çoğu kez kendini âlim zanneden câhillerle, kendini sûfî zanneden kaba softalar arasında olmuştur.
Herkesin kendi derdine düşeceği mahşer gününde ilâhî rahmete ve Efendimizʼin şefâatine nâil olabilmek için; bugün tevbe, istiğfar, ibadet ve sâlih amellere sarılma mevsimindeyiz. Önümüzdeki; kabir, kıyâmet, mahşer, hesap, Sırat gibi zor ve çetin geçitlere, bugünden hazırlanmak mecbûriyetindeyiz.