Uzun süre hizmette bulunan bâzı şahıslarda zamanla hizmete karşı bir doygunluk duygusu oluşur ki bu durum, hizmet ehli adına bir tehlike başlangıcıdır. “Artık yeter” duygusu, kişiyi dünyaya çeken bir nefs fısıltısıdır. Bu vaziyet, insanın kendi eliyle kendisini tehlikeye atma gafletinden başka bir şey değildir.
Fesat; istikrârın bozulması ve istikametten sapmak mânâlarına gelir. Başta küfür olmak üzere, bütün isyankâr davranışları içine alır.
İnsanların selde sürüklenen âvâre kütükler misâli zamanın menfî modalarına kapıldığı günümüzde, sağlam bir İslâm şahsiyetiyle ayakta kalabilmemiz; küfür, ilhad ve tâviz selinden üzerimize bir katre dahî sıçramayacak sûrette korunabilmemiz için; yakınlarımıza, âile efrâdımıza, muhitimize Kur’ân-ı Kerîm’i öğretmeye, onun nûrunu, feyzini, bereketini yaymaya gayret etmeliyiz.
Altınoluk Dergisi, 365. sayısında "Hayatın Her Alanında Kulluk Şuûru"nu kapak konusu olarak işliyor.
Allah Teâlâ’nın rızâsı, ana-babanın rızâsında, Allah Teâlâ’nın gadabı yine ana-babanın gadabındadır. Hadis-i şerifde “Cennet anaların ayağı altındadır” Yani dinini, imanını öğreten ana-babanın rızâsındadır, buyuruldu. İşte anne-babanız için yapmanız gerekenler...
Yüzakı Dergisinin 137. sayısı çıktı.
Vefa, sevilen veya sevilmesi gereken kimselere verilen değerin bir nişanesidir, dostluk borcudur. Vefa, sözünün eri olmaktır, hatırlamaktır, iyiliği unutmamaktır, kendi sorumluluğunu hissetmektir. Vefa, Müslümanın en belirgin özelliklerindendir. Allah insanı, iman ve amel noktasından sözünü tutacak fıtratta yaratmıştır. Vefasızlık bu anlamda fıtrata ters düşmektir. Sevgimizi sürdürmemize ve dostluğumuzu arttırmamıza vesile olan vefa duygusu hakkındaki görüşlerini paylaşan Osman Nuri Topbaş Hocaefendi, vefayı Peygamber Efendimiz' -Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem-den örnekler vererek anlattı.
Bu hâtırayı okurken Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- senin evine gelecekmiş gibi düşün ve hazırlan! Evine geldiğinde senin evinde namaz kılıyormuş, sen de arkasında namaz kılıyormuşmuş gibi düşün ve o günkü namazlarını hep böyle kıl!..
İnsanlık için bir iş yaparken yatırımını yaptığımız eksen kendi eksenimizdir. Bir fakiri ihya etmek kendimizi ihya etmektir. Bir hastaya yardım etmek kendimize yardım etmektir. Ümmet olarak bulunduğumuz her yerde bir kişi olsak da, gerçekte bir kişi değiliz; ümmetimizin parçasıyız. Orada bulunmamız ümmetimize yatırımdır.
Tarih boyunca sâlih zâtlar, üstün karakter ve şahsiyetleriyle cemiyetteki mânevî canlılığı ve İslâm’ın haysiyet ve vakârını ayakta tutma hizmetini en güzel sûrette îfâ etmişlerdir. Yüce Rabbimiz de onlardaki bu kuvvetli îman ve yüksek ahlâka mukâbil, onları sevmiş ve kıyâmete kadar gelecek mü’minlere de sevdirmiştir.