Prof. Dr. Ömer Çelik, Kur'ân-ı Kerîm'in üçte birine denk olan İhlâs Sûresi'nin okunuşu, mânâsı ve tefsirini anlatıyor...
Mü’mini menfaatperestlikten kurtararak diğergamlığa sevk eden şefkat ve merhamet duyguları, îmânın ne güzel bir tezâhürüdür. İslâm’ı, îman nîmetinden mahrum gönüllere tebliğ edebilmek de ne saâdettir.
1950'li yıllarda İmam Hatip Lisesi öğrencisi olan Muhterem Osman Nuri Topbaş Hocaefendi'yi çocukluğunda ve öğrencilik yıllarında etkileyen kıymetli şahsiyetler...
Cenâb-ı Hak, varlıkları çift olarak yaratmış ve insan neslinin devamı için kadın ve erkek arasına bir cezb-incizâb kanunu koymuştur. İki taraf da birbirine meyilli, birbirine muhtaç ve birbirini tamamlar özelliklerdedir. Yaratılıştan gelen ve hayatın devamını temin eden bu vasıflar sebebiyle, evlilik (nikâh) meşrû kılınmış ve ilâhî dinler tarafından teşvik edilmiştir.
Muhteris insana Dünya’yı versen; “Acaba Ayʼda bir parsel yok mu?” der. Nefsânî ihtirasların sonu gelmez. Gönlün huzuru; kanaat, rızâ ve şükürdedir.
İslam’la alaka söz konusu olduğunda “Kullanmak mı, yaşamak mı?” diye bir soru açmak ve bu soruda “Kullanma”yı bir alternatif olarak öne almak, yani “Yaşama”nın karşısında böyle bir vakıadan söz eder hale gelmek, gerçekten bir büyük tehlikeyi gündeme almak demektir.
Sadaka hâlis niyetle verildiği takdirde, lâyık olmayan bir kimseye gitse bile onu veren, yine de ecre nâil olur.
Sevginin alâmeti fedâkârlıktır. Seven, sevilene karşı sevgisi ölçüsünde fedâkârlıkta bulunur ve bunu bir zevk olarak telakkî eder. Bu, âşığın mâşûku uğruna can vermesine kadar dayanır.
Şeyh Sâdî buyurur: “Âdemoğulları bir bedenin âzâsı gibidirler. Çünkü yaratılışları bir mayadandır. Aynı cevherden yaratılmışlardır. Günün birinde vücuttaki âzâlardan biri ağrırsa öteki âzâları da rahatsız olur. Başkalarının dert ve acılarıyla muztarip olmazsan, sen «insan» diye adlanmaya lâyık değilsin.”
Babasının ihlâs ve irâdesini, ağabeyinin rızâsını ve evliyâullâhın duâsını alarak zirvelere yürüyen sultan Orhan Gâzi'nin (1281-1360) manevi portresi.