Ramazân-ı şerîf, âdeta yoğunlaştırılmış bir mânevî tekâmül mektebi... Öyle ki; gönülleri zenginleştiren, kalplere seviye kazandıran; oruç, iftar, sahur, terâvih, mukābele, duâ-zikir, fitre-zekât, îtikâf, bin aydan hayırlı Kadir Gecesi ve bayram, bu mektebin temel dersleri... Bütün bu dersleri lâyıkıyla idrâk edip imtihanlarından yüksek not alabilmek ise, ilâhî af bayramına ererek ebedî kurtuluş berâtını alabilmenin en güzel yolu…
İhlâs, hizmetin en mühim sıhhat şartıdır. İhlâsın olduğu yerde tefrika, benlik ve ihtiraslar kaybolur. Böylece nefse pay çıkarma yolu tıkanmış olur; hizmet yolundaki engeller de asgarîye iner.
Hazret-i Peygamber (s.a.s) Efendimiz'in “Recep Allah’ın, Şaban benim ve Ramazan da ümmetimin ayıdır.” buyururken şu hususa dikkat çekmiştir. O’nun: “Allahım! Receb ve Şaban’ı bize mübarek kıl. Bizi Ramazana ulaştır.” diye duası bu ayları önemsemenin en güzel gerekçesidir.
Ahmet Hamdi YILDIRIM | Sorularla İslam
Dr. Murat KAYA | Sorularla İslam
Yüzakı Dergisi 136. sayısında Ramazân-ı şerîfe özel hazırladığı dosyasında okuyucularını bekliyor.
İstanbul Müftülüğü Din Hizmetleri Uzmanı Nevin Meriç, yaptığı açıklamada, "Alo Fetva" hattına Ramazan dolayısıyla en çok "oruç" ve "zekat" ile ilgili soruların yöneltildiğini anlattı. Meriç, ayrıca Ramazan ayı içinde yaşanan özel durumlarla alakalı soruların da geldiğini aktardı.
“Hz. Peygamber, Tevhid ve Vahdet” konusu [1], genelde ümmetin, özelde milletimizin inanç ve toplumsal birlikteliği hakkında içtenlikli özeleştirilere ve yeni açılımlara vesile olabilecek niteliktedir. Bu noktadan hareketle bu kez vahdet toplumunun ya da toplumda birliğin zararlıları üzerinde bir değerlendirme yapma ihtiyacı duyulmuştur.
Hizmet ehli, her şeyden önce hizmetin kendisi için büyük bir nîmet ve lûtuf olduğunu düşünmeli ve bunu hizmetin birinci düsturu kabul etmelidir. Ayrıca nîmetin devamının şükürle kāim olduğunu idrâk ederek, Rabbine karşı hamdini ve şükrünü artırma gayreti içerisinde bulunmalıdır.