Ramazan'da En Çok Sorulan Sorular

İstanbul Müftülüğü Din Hizmetleri Uzmanı Nevin Meriç, yaptığı açıklamada, "Alo Fetva" hattına Ramazan dolayısıyla en çok "oruç" ve "zekat" ile ilgili soruların yöneltildiğini anlattı. Meriç, ayrıca Ramazan ayı içinde yaşanan özel durumlarla alakalı soruların da geldiğini aktardı.

İstanbul Müftülüğü'nün Nuruosmaniye Camisi içindeki ek hizmet binasında kadın ve erkek olmak üzere iki ayrı birim halinde hizmet veren "Alo Fetva" hattı en yoğun günlerini yaşıyor. Ramazan ayıyla birlikte vatandaşlardan gelen sorulardaki artış üzerine personel sayısı da arttırıldı. Ramazan ayı dışında 5 personelin görev yaptığı "Alo Fetva" hattında, bu ay boyunca 8 personel hizmet verecek.

Normal günlerde 500 dini sorunun yanıtlandığı "Alo Fetva" hattında, Ramazan ayında günde ortalama 800 soru din görevlilerince cevaplandırılıyor. Ağırlıklı olarak "oruç" ve "zekat" sorularının yöneltildiği "Alo Fetva" hattında, Ramazan ayının tatile denk gelmesi nedeniyle "tatil" ve "seferilik" sorularına da cevap veriliyor.

RAMAZAN'DA ORUÇ VE ZEKAT SORULARI ARTIYOR

İstanbul Müftülüğü Din Hizmetleri Uzmanı Nevin Meriç, yaptığı açıklamada, "Alo Fetva" hattına Ramazan dolayısıyla en çok "oruç" ve "zekat" ile ilgili soruların yöneltildiğini anlattı. Meriç, ayrıca Ramazan ayı içinde yaşanan özel durumlarla alakalı soruların da geldiğini aktardı.

RAMAZAN SONRASINDA TUTULAN ORUÇLARA DİKKAT!

İmsağın Ramazan'da ezan ile bittiğini hatırlatan Meriç, Ramazan sonrası tutulan oruçlarda ciddi sıkıntı yaşandığını ifade ederek, şu uyarıda bulundu:

"Ramazan'da ezanı, imsağın son vaktine çekiyorlar ve artık yeme vakti bitiyor. Bu Ramazan'a ait bir şey. Ramazan sonrasında oruç tutanlar, hep ezanı baz alıyorlar. Ramazan sonrasında ezan, imsaktan yarım ya da bir saat geç okunduğu için Ramazan sonrası tutulan oruçlarda ciddi sıkıntı var. Bu konuda bilgilenme eksikliği de var. Bize müracaat edenlere söylüyoruz ama aramayanlar illa olabilir."

EN ÇOK "TATİL" VE "SEFERİLİK" SORULARI SORULUYOR

Ramazanın son yıllarda yaz tatiline denk gelmesi nedeniyle "tatil" ve "seferilik" üzerine soruların da ağırlıklı olduğunu ifade eden Meriç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Tatile gidilen yer kendi eviyse kişi orada seferi olmuyor. Kişi, tatile giderken araba kullanmayacaksa başkasının kullandığı arabada rahat şartlarda yolculuk yapıyorsa orucunu tutabilir. İlla her seferinin oruç tutması ya da tutmaması gerekmiyor. Bu kişinin bünyesine göre değişir. Kişinin bünyesi kaldıramıyorsa oruç tutmaz, kaldırıyorsa orucunu kazaya vermesin. Ramazan orucuna niyet etmeyip bir kaç gün tutmaz, kışın tutarız gibi bir algı olduğunu görüyorum. Bu çok yanlış bir algı. Her ibadeti vaktinde yapmak önemlidir. Kışın tutulan Ramazan orucu, Ramazan orucu değildir. O, onun kazasının telafisi gibi bir şey. Dolayısıyla aslolan bu vaktin değerini bilmek, bunun imkanlarını feda etmemek lazım."

Meriç, üniversite sınavlarının da Ramazan'a denk gelmesi dolayısıyla öğrencilerin ağırlıklı olarak sınav-oruç ilişkisi hakkında sorular yönelttiğini anlatarak, "Öğrenci, sınav günü oruçla ilişkisinin nasıl olacağını merak ediyor. Oruç tutacak mı? Tutmayacaksa nasıl yapması gerekiyor? Tutacaksa herhangi bir sıkıntı yaşadığında ne yapması gerektiğini soruyor. Biz de kişinin durumuna göre cevaplar vermeye çalışıyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

İstanbul Müftülüğü Din Hizmetleri Uzmanı Nevin Meriç, şunları kaydetti:

"'Niyet edilmediği zaman o vaktin orucu tutulmasın' şeklinde bir algı var. Halbuki Ramazan ayı bir ay süren bir ibadet dolayısıyla keyfi olarak 'Ben bugün niyet etmeyeyim, arada sırada oruç tutmayayım' diye bir ruhsatımız yok. Bu, o aya özel bir ibadet imkanı olduğu için bunun kıymetini bilmek gerekiyor. Tabii kişi şartları gereği zor durumda kalır, özel bir sıkıntısı vardır. O gibi durumlar için de kişiye özel cevaplarımız oluyor."

BAZI SORULAR İÇİN ARAŞTIRMA YAPIYORUZ

Yanıtını bildikleri sorulara hazırlıklı olduklarını ancak bazı sorular için araştırma yaptıklarını anlatan Meriç, "Cevabını bilmediğimiz sorularla karşılaştığımızda, bu soruları Din İşleri Yüksek Kurulu'na gönderiyoruz. Bazı sorular araştırmaya dayalı oluyor, bunun yanıtını bulmak için vatandaşlarımızdan süre istiyoruz. Bazen de internet imkanı olan vatandaşlarımızı, Diyanet İşleri Başkanlığı veya İstanbul Müftülüğü'nün internet sitelerine yönlendiriyoruz" dedi.

"Alo Fetva" hattının, kadın-erkek olarak ayrılmasının da vatandaş için bir seçenek olduğuna değinen Meriç, yurt dışından da il dışından da soruların yöneltildiğini söyledi.

Ailevi soruların yanı sıra pilotların, doktorların, memurların mesleki sorular için de "Alo Fetva" hattını aradığını ifade eden Meriç, "Önce kişiyi dinliyoruz sonra hayatıyla alakalı orucu nasıl kolay tutabilir, buna ilişkin alternatifleri kendisine sunuyoruz. Artık ibadetle ilişkisini kendisini belirliyor tabii ki" dedi.

Meriç, arkadaş, iş veya okul ortamında dinle ilgili konular tartışılırken de "Alo Fetva" hattının arandığını, böyle kalabalık grupların olduğu ortamlardan yöneltilen sorulara da anında cevap verdiklerini belirtti.

GÜNDE 800 SORUYA CEVAP VERİYORLAR

Nevin Meriç, "Alo Fetva" hattında görevli personelin Ramazan ayında günde ortalama 800, Ramazan dışındaki aylarda ise 500 soru yanıtladığını belirterek, ayda ise 10 bin soruya cevap verdiklerini anlattı.

Mesainin bitmesine yakın işlerinin biraz daha zorlaştığını dile getiren Meriç, kimi zaman konuşamadıklarını, boğaz ağrısı yaşadıklarını söyledi. Meriç, "Harflerin çıkarken boğazı kestiğini bu meslekte öğrendim" dedi.

Halkın en çok şikayet ettiği noktanın, "Alo Fetva" hattına ulaşamamak olduğunu da vurgulayan Meriç, bunun da yoğunluktan kaynaklandığını kaydetti.

Kaynak: İstanbul Müftülüğü

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.