Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem kadın ve erkeğin insanî ilişkilerine yeni boyutlar getirdi. Onlara yeni bir hayat anlayışı, aileyi sevgi ile zenginleştirme, mutluluk, refah, rahmet her iki cinse de bu münasebetler sırasında ahlâki güzellik ve ruhi üstünlük kazandırdı. Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in getirdiği din ile kadın, kaybolan vakar, şeref ve sosyal statüsünü kazandı.
Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, iyi ve şefkatli bir baba idi. Çocuklarına duyduğu sevgi ve şefkat hakiki ve samimi idi, onları mutlu ve rahat kılabilmek için her türlü çabayı göstermişti. Çocuklarına olan sevgisi ne Onu hayatının esas gayesinden ayırmış, ne de çocuklarına karşı olan gerçek sorumluluklarını unutturmuştur.
Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, sadece kendilerine mahsus bir fazîlet olmak üzere, dünyalık nâmına bir şey saklamaz, elinde ne varsa onu Allah yolunda harcardı.
Kur’ân’ın her kelimesi, onu telâkkî eden kimselerin idrâki kadar olmayıp aksine sonsuz bir mânâ derinliğine sahiptir.
İslâm’dan önce birbirini yiyen kabîlelerin hayatı, tatlı bir sükûna kavuşmuştur. O öyle bir hidâyet yıldızıdır ki, kendisine tâbî olan toplulukları bütün zaman ve mekânlarda fazîlet ve medeniyetin zirvesine yükseltir.
Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in etrafına îtimat ve huzur telkin eden mübârek yüzü, yüzlerin en güzel ve en temizi idi. Zira Oʼnun gönül dünyasının kâ‘bına varılmaz güzelliği, sûretine aksetmişti.
Cenâb-ı Hak; insanoğlunun, insanlık şeref ve haysiyetine yakışır biçimde yaşamasının reçetesini, Hazret-i Peygamberʼin de yüce ahlâkını oluşturan Kur’ân-ı Kerîmʼde beyân etmiştir.
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz kısa zamanda dünyada hiçbir kralın ulaşamayacağı derecede imkânlara kavuştuğu, insanlara ideal bir rehber olarak kalplerini fethettiği hâlde, ayaklarının altına serilen bu büyük dünya nîmetlerinin hiçbirine iltifat etmedi. Eski mütevâzı yaşayışına devam etti.
Bütün ilimlerin kaynağı ve hazinesi; mukaddes kitâbımız Kur’ân-ı Kerîm’dir. Bu sebeple en şerefli amel, en büyük zenginlik ve en ihtişamlı saltanat; Kur’ân’ı öğrenmek ve onun tâlimiyle meşgul olmaktır.
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem “Kişi sevdiği ile beraberdir...” müjdesini sahabeye veriyor.