Kamil bir imana sahip olabilmek ancak Hz. Peygamberi (s.a.v.) kendi nefsimizden daha fazla sevmemizle mümkündür. “Peygamber; müminler için kendi öz nefislerinden daha evladır” ayeti kerimesi ile kulların göz bebeği Hz. Peygambere (s.a.v.) mutlak bir öncelik tanınması, mümince yaşarken her davranışın bu şuuru içermesi gerektiği belirtiliyor. Onun ümmetinden olan, Onun tebliğine iman etmiş herkes kulluğu en yüksek ve kamil manada temsil eden Hz. Peygamberi (s.a.v.) kendisine örnek almalıdır.
İslamiyet öncesi Arap Yarımadası’ndaki dini inanışlar hangileridir? Peygamber Efendimiz yanlış inançları nasıl düzeltmiştir? Peygamber Efendimiz’in yasakladığı ve tavsiye ettiği şeyler nelerdir? Peygamberimizin yanlış inançları tashihi...
Nübüvvetin son halkası, âlemlere rahmet olarak gönderilen Habibi Edibi Zi-Şan Efendimiz’in (s.a.v.) getirdiği şeriat, zaman ötesi, kıyamete kadar geçerli olacak ve tüm insanları Allah’a ulaştıracak tek doğru yol olan sırat-ı müstakîm’dir.
Tâbiîn neslinin meşhur müfessirlerinden Katâde der ki: “Kur’ân-ı Kerîm okuyanlar, ya kâr ya da zarar ile kalkarlar. Âyet-i kerîmede şöyle buyrulur: «Biz Kur’ân’dan, îmân edenler için bir şifâ ve rahmet kaynağı olan âyetler indiriyoruz. Zâlimlerin de ancak hüsrânını artırır.» (el-İsrâ, 82)”
Diyanet İşleri Başkanlığı bugün tüm camilerde okunan cuma hutbesinde gençlerin nasıl yetiştirilmesi gerektiğiyle ilgili önemli noktalara değinildi. "Aziz milletimizin ve ümmet-i Muhammed’in bekası için gençlerimizi anlamalı, onlara değer vermeliyiz. Düşüncesini, hayat tarzını, giyim kuşamını yargılayarak dışlamak yerine, hepsine kucak açmalıyız. Kendilerini keşfetmelerini sağlayacak bir rol model de biz olmalıyız. Şuurlu nesiller için gençlerimizi sahih din bilgisiyle ve kültürümüzle donatmalıyız."
Ayet-i celîle nâzil olunca Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- kendisine selâm verilmesini ashâbına emretti. Ashâb-ı kirâm ve sonra gelenler de gerek mübârek kabr-i nebevîlerini ziyârette ve gerek ism-i âli-i nebevîleri anıldığı zaman O’na selâm vermekle me’mur olmuşlardır.
Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem ümmetine Allah Teâlâ’nın istediği şekilde yaşamaları için gerekli bilgileri uygulamalı olarak vermiştir. Her peygamber gibi bizim peygamberimizin de iki temel görevi vardı: Tebliğ ve beyân.
Peygamberlerin imâmı olan Fahr-i Kâinat -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in sîreti (örnek şahsiyeti, hâl ve ahlâkı), âdeta engin bir deryâ; diğer peygamberlerin sîreti ise, oraya dökülen nehirler mesâbesindedir.
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- hayatın acı-tatlı sürprizleri, ezâ, cefâ ve meşakkatleri karşısında dâimâ Hakkʼa tevekkül, teslîmiyet ve rızâ hâlini muhâfaza etti.
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) dilinde dâimâ duâ vardı.