Kurbanın bazı fayda ve hikmetlerini kısaca hatırlamak gerekirse şunlar söylenebilir...
Her şeye taşıdığı değer kadar itibar edilmelidir. Geçici olanın sevgisi de geçicidir. Allah ise Hayy (diri), Kayyûm (her şeyi görüp gözeten) ve lâ yemût (ölümsüz)dür. Gözü ve gönlü Bâki olana çevirmek, hep O’nun rızasını gözetmek en akıllı iştir. Kalıcı olanın peşinde koşmak yorgunluk ve pişmanlık getirmez.
Kur’ân-ı Kerîm’de, îmanlı gençlere yol göstermek gâyesiyle, târihte örnek bir şahsiyet sergilemiş gençlerin hayatlarından misaller anlatılmaktadır. Onların verdiği îman mücadelesi, zorluklar karşısında gösterdiği sabır ve metânet, kıyâmete kadar gelecek nesillere örnek teşkil etmektedir. Her biri insanlık semâsında yıldız olmuş bu gençlerden ilki...
Kur’ân-ı Kerim, Hazret-i İbrahim’e misafir olan insan kılığındaki melekleri haber verir. Hikmet sahibi Rabbimiz, onları melek sûretinde değil de insan kılığında göndererek bize ders veriyor.
Misafir ağırlamak ve ikramda bulunmak, başta Hazret-i İbrahim’in ve Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in sünnetlerindendir. Dinimizde de misafire ikram ve hürmet, övülen bir ameldir. Misafir giren ev “hayırlı”; misafire hizmet eden şahsiyetler ise “mübarek” kimselerdir.
Hakk’ı seven bir mü’min, hakîkatte hiçbir şeye mâlik olmadığının idrâk ve şuurunda olmalıdır. Zîrâ sevdiğine her şeyini teslîm etmesi îcâb eder. Muhabbet, fedâkârlık gerektirdiği için mâlikiyet ile imtizâc etmez.
Kurban Bayramı'na az bir zaman kaldı. Hem Kurban'a hazır olmak hem de bu ayı daha iyi geçirebilmek gayreti ile Osman Nûri Topbaş Hocaefendi ile Kurban Bayramı üzerine Altınoluk dergisinde gerçekleştirilen mülakatı sizlerle paylaşıyoruz.
İnsanlığa önder ve örnek olacak nesiller yetiştirmeye harcanan emek, yatırımların en kıymetlisidir. Ve bu konuda dertli olmak, dertlerin en değerlisidir… Kur’ân-ı Kerîm’de bunu dava edinenlerin başında Hz. İbrahim (a.s.) zikrediliyor.
Teslîmiyet, lügatte boyun eğmek, başa gelen hâdiseleri îtirazsız kabûllenmek ve selâmete çıkmaktır. Teslîmiyet, kalbin bir fiili olup Allâh tarafından haber verilen hususlarla alâkalı şüphelerden, ilâhî emirlere ters düşen nefsânî arzulardan, ihlâsla bağdaşmayan isteklerden, ilâhî takdîre ve şer’-i şerîfe îtiraz illetinden kurtulmak demektir.
Tevekkül, lügatte “dayanma, güvenme, vekîl tutma ve vekîle güvenme” demektir. Tasavvufta ise, gönlü Allâh ile dolu olan kimsenin yalnız O’na güvenmesi ve O’na sığınmasıdır.