hizmet

Şeytanın En Çok Uğraştığı İnsan

Hırsızların, eskici dükkânlarını değil de ekseriyetle kuyumcu dükkânlarını soymak istemeleri gibi, şey­tan ve ave­ne­si de, Allah yolunda hizmet ve gayret edenlerle daha çok uğraşırlar. Bu sebeple hizmet ehli, ihlâs ve takvâ zırhını kuşanmayı hiçbir zaman ihmâl etmemelidir.

'yaradandan Ötürü Yaradılanı Sevme'nin Sırrı

Kalp, ilâhî feyizlerle hâllenince, on­da Hâ­lık’tan ötü­rü mah­lû­kâ­ta hiz­met ar­zu­su do­ğar. Dost­lu­ğun mer­ke­zi­ne Allah ve Ra­sû­lü’nü yer­leş­ti­ren­ler, bü­tün mah­lû­kât ile dost olur­lar. Böy­le bir hiz­met eri­nin yü­re­ği, ge­niş­le­ye­rek bü­tün mah­lû­kâ­tı içi­ne alan bir “ga­nî gö­nül” yani bü­tün mah­lû­kâ­tı ku­şa­tan sey­yar bir der­gâh hâ­li­ne ge­lir. “Yaratılanı severiz, Yaratan’dan ötürü…” anlayışıyla bütün mahlûkâta şefkat, merhamet ve muhabbetle yaklaşmaya başlar.

Gıpta Edilecek Kardeşlik

Hu­zey­fe -radıyallâhu anh-’ın an­lat­tı­ğı şu hâ­di­se, as­hâ­bın kardeşlik ve di­ğer­gâm­lı­k seviyesini gös­ter­me­si ba­kı­mın­dan ne ka­dar câ­lib-i dik­kat­tir.

Cimrilikten Korunan Kurtuluşa Erer!

Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efen­di­miz, as­hâb-ı ki­râm ara­sın­da, kı­yâ­me­te ka­dar ge­le­cek mü’min­le­re ışık tu­tan ör­nek bir kar­deş­lik bağı te­sis et­miş­tir. Ni­te­kim Mek­ke’den Me­dî­ne’ye hic­ret eden Mu­hâ­cir­ler i­le En­sâr ara­sın­da ger­çek­leş­ti­ri­len bu kar­deş­lik, tarihin bir ben­ze­ri­ne da­ha şâ­hid ol­ma­dı­ğı eş­siz bir tab­lo­dur.

Birbirini Sevenlerin Özelliği

Kar­deş­lik olan yer­de şef­kat ve mer­ha­met var­dır. Bir kul, ken­di şah­sı için ar­zu­la­dı­ğı şey­le­ri mü’min kar­deş­le­ri için de ar­zu­la­maz­sa, îmâ­nı ke­mâ­le er­miş sa­yıl­maz.

Zikir Fikir ve Tefekkürle 'nefis Terbiyesi'

Bir mü’minin nefsinin yedi sıfatında terakkî edebilmesi için vücûdunun müştemil bulunduğu letâif-i seb’a denilen letâifin de zikir, fikir ve tefekkürle tasfiye ve terbiye görmesi lâzımdır. O yedi sıfat da: Kalb, rûh, sır, hafî, ahfâ, nefs ve ceseddir.

Mazeret Üretmeden Canla Başla Hizmet Ettiler

Haz­ret-i Pey­gam­ber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i se­vip O’nun mu­hab­be­ti­ne lâ­yık ola­bil­me­miz için de, di­li­mi­zin salevât-ı şerîfe ile ıs­lak, kalbi­mi­zin sü­rek­li O’na râ­bı­ta hâ­lin­de ol­ma­sı za­rû­rî­dir. Kalp, Ra­sû­lullah’tan ne ka­dar in’ikâs alır­sa, o de­re­ce­de ke­mâ­le erer.

Bu Olmadan Allah'a Hizmet Olmaz!

Hiz­met­te mu­hab­bet, mânevî te­rak­kî­nin baş­lan­gı­cı­dır. Bu nok­ta as­lın­da her şe­yin baş­la­dı­ğı yer­dir. Kalp, ancak hakîkî muhabbeti tattıktan sonra mâ­nen in­ki­şâf et­me­ye ve güzelliklerini sergilemeye başlar.

İslam'a Zarar Veren 8 Neden!

“Hz. Peygamber, Tevhid ve Vahdet” konusu [1], genelde ümmetin, özelde milletimizin inanç ve toplumsal birlikteliği hakkında içtenlikli özeleştirilere ve yeni açılımlara vesile olabilecek niteliktedir. Bu noktadan hareketle bu kez vahdet toplumunun ya da toplumda birliğin zararlıları üzerinde bir değerlendirme yapma ihtiyacı duyulmuştur.

Bütün Güçlükler Ona Kolay Gelir

Hizmet ehli türâbî meşrep, mütevâzı, fedâkâr ve cömert olmalıdır. Kalbindeki bütün güzellikler, feyz ve rûhâniyet, tabiî ve bediî bir şiir hâlinde hizmet edilenle­rin gönüllerine in’ikâs etmelidir.