Vakıf tesisindeki esas gâye, Allâh’ın rızâsına nâil olup âhiret selâmetine ermektir. Tâ başlangıcından beri vakıflar, bu minvâl üzere kurulmuş ve aynı şekilde devam etmiştir. Öyle ki bu gâye, «et-takarrub ilâllâh» (Allâh’a yaklaşmak) şeklinde vecizeleştirilmiş ve vakfın sıhhat şartlarından biri olarak kabul edilmiştir.
Dr. Adem Ergül, derece itibariyle en faziletli ameli anlatıyor.
Âlim kişi, ilmiyle amel eder ve kendisine tâbî olacak kişilere de bu hayırlı amelleriyle örnek olur. İşte böyle bir kişi ölmez!
Niyetinin rotası Rıza-i İlahî olmayan mü’min, hizmet gemisini, ecir yüküyle dolduramaz.
“…Onlar hayırda birbirleriyle yarışırlar…” (Âl-i İmrân, 114) ayeti nisbetinde sâlih mü’minler hayır yarışındaki en güzîde hizmet ürünlerini vakıf müesseseleri yapmışlar. Bugün çok geniş sahada hizmet verebilen vakıflar, yaratılmış her şeye karşı İslâm’ın şiârı olan şefkat ve merhametin en mükemmel tezâhür şeklidir.
Îmânın en büyük meyvesi merhamet, onun neticesi ise “hizmet”tir. Merhamet etmek/acıyabilmek, Allâh’ın büyük bir lûtfudur. Zira yalnızca acıyabilen insan için, kalp, iz’ân ve vicdandan söz edilebilir.
Hak dostu Mâruf-i Kerhî Hazretleri’nin şu kıssası, ne muazzam bir hizmet ufku sergilemektedir.
Mevlânâ Hazretleri, şahsî noksanlıkların, hizmetten uzak durmaya mâzeret olmadığını ve her hâlükârda Allah yolunda bulunmanın lüzûmunu şu sözleriyle ne güzel ifâde eder...
İlim Yayma Cemiyeti'nin kurucuları arasında olan Ömer Lütfi Take vefat etti.
Hayvanlara muhabbetle ve saygı ile bakmak ve hizmet etmek ilâhî inâyete erişmeye bir vesîledir. Bu anlamda Hâlık’tan ötürü mahlûkâta, yine O’nun muhabbetiyle nazar ederek, fedâkârâne hizmet etmeliyiz.