1980'li yıllarda Ankara Hacı Bayram Camiî yakınında Rahmetli Dr. Emin Acar beyin muayenehanesi aynı zamanda bir dergâh gibiydi. Her seviyeden muhabbet sevdalısı muhtelif kimselerin (tarikat, cemaat, siyaset, üniversite, bürokrasi, devlet ricali v.s) âdeta bir buluşma noktasıydı. Fakir de zaman zaman bu muhabbet ortamından nasiplenme niyetiyle ziyaretler yapardım.
İnsanoğluna yapılabilecek hizmetlerin en kıymetlisi, onun ebedî saâdet ve selâmetini temin edecek olan hizmetlerdir. Bunların en yücesi olan îlâ-yı kelimetullâh,[1] mü’minlere emânet edilmiş azametli bir dâvâ ve kudsî bir vazifedir. Zira hidâyete muhtaç bir insanı, ilâhî hakîkatlerle tanıştırıp onun îmanla şereflenmesine vesîle olmak, Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in nazarında, en kıymetli dünyâ metâlarına sahip olmaktan ve hattâ üzerine güneşin doğup battığı her şeyden daha hayırlıydı.
Hizmet insanı, engin görüşlü ve firâsetli olmalı, gönlü ve aklı basîret nûruyla aydınlanmalıdır. Muhabbetinde ve buğzunda, iltifatında ve tenkidinde, medhinde ve zemminde ölçüyü kaçırmamalı, orta bir yol üzere bulunmalıdır.
İnsanların istîdatları birbirinden farklı olduğu gibi, zaafları da muhteliftir. Bu sebeple eğitimcinin âdeta bir ruh doktoru titizliğiyle insana yaklaşması gerekir. Birine faydalı olan bir söz ve davranış, bir başkasına zarar verebilir. Bu yüzden eğitiminden mes’ûl olduğumuz insanların karakterlerini çok iyi tanımamız lâzımdır.
Her işte olduğu gibi hizmette de îtidâle riâyet etmek, son derece mühimdir. Kişinin, hizmet adına çoluk-çocuğunu, anne-babasını ve rızkını kazandığı işini bir kenara bırakıp ihmâl etmesi nasıl doğru değilse, bunları bahâne ederek hizmetten geri durması da aynı şekilde mahzurludur.
Hüdayi Sosyal Girişimcilik Akademisi (SGA) geleceğin hizmet lideri adaylarını bir taraftan manevi derslerle desteklerken diğer taraftan mesleki eğitim ve kişisel gelişim dersleri ile saha hizmetlerine hazırlamaya devam ediyor.
En zor hizmet, insan eğitimidir. Zira terbiye olmamış bir nefs, kişiyi dâimâ kötülüğe yönlendirir. Allah Teâlâ insan fıtratına fücûr ve takvâ temâyüllerini yerleştirmiştir.
İstişâre edilecek şahısların, akıllı, bilgili ve takvâ sahibi olmalarının yanısıra, geçim ehli ve ekip çalışmasına kâbiliyetli olmaları da mühim bir esastır.
Kelâm-ı kibarda buyrulduğuna göre kendini bilenler üç zümre olarak ifade edilir.
Küresel İnsani Yardım 2016 Raporu’na göre, Türkiye, 2015’de en çok uluslararası insani yardım yapan ikinci ülke oldu. Türkiye 2015’de, milli gelirinin 0,37’sini insani yardım için ayırarak, son 2 yılda olduğu gibi bu sene de “dünyanın en cömert ülkesi.”