hizmet

Sofrasında Bir Yetim Olmadan Hiç Yemek Yemedi

Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in terbiyesinde yetişen ashâb-ı kirâm, O’nun cömertlik ve diğergâmlığından da büyük bir nasîb almışlardı. Bugün bizim için en çarpıcı örneklerden biri, İbn-i Ömer Hazretleri’nin, sofrasında bir yetim olmadan yemek yemediği, her sofrasında muhakkak bir yetimin bulunduğu rivâyet edilir.

Gençlere Yapılacak En Faziletli Hizmet

Genç nesle yapılacak hizmetin en faziletlisi ise; onları gerçek sevginin ve saygının kaynağı Âlemlerin Rabbi ve Kutlu Elçisi ile tanıştırmaktır. 

İstismar Edilen İslami Kavramlar

İnsan, kelimelerle düşünür; lisan ile tefekkür ufkunu genişletir. Bu sebeple, kelime kadrosu daraltılmış veya mefhumlarının mânâları çarpıtılmış bir lisan ile, İslâmî tefekkürün derin ufuklarına yol bulmak mümkün değildir.

Nefsine Hakim Olmak İster Misin?

Îti­dâ­li bo­zan en mü­him âmillerden bi­ri de öf­ke­dir. Öf­ke, bir âcizliktir. Aklî dengenin kısmen zaafa uğramasıdır. İnsanın zayıflık ve liyâkatsizliğinin bir ifâdesidir, âdeta nefse prim vermektir. Bu itibarla hizmet ehli, öfkesini yutabilmelidir.

Medine'nin En Zengini Nice Günler Aç Uyudu

Dinimize göre bu dünya hayatı ahiretin tarlası olup, akıllı müslüman için maddi imkânlar ahiret sermayesidir. Son dönemde ülkemiz maddî olarak zenginleşmiş diğer insanlar gibi dini camialarda bu refahtan paylarını almışlardır. Dünyevileşmenin tehlikelerine en çok dikkat çeken sufi kesimler olduğu için onların bu husustaki uyarıları bizim için her zaman göz açıcı olmuştur.

Aksaklıklardan Dolayı Başkalarını Suçlama!

Hiz­met­te bu­lu­nan kim­se, hiz­met­te­ki ak­sak­lık­lar­dan do­la­yı baş­ka­la­rı­nı suç­la­ma­ma­lı, ayıp ve ku­su­ru ön­ce­lik­le ken­din­de ara­ma­lı­dır. Mü­sâ­ma­ha­yı gay­ri­ye, mu­âhe­ze­yi (sor­gu­la­ma­yı) nef­si­ne yö­nel­te­bil­me­li­dir.

Gerçek Hizmetkârın Terk Ettiği İki Şey

Ha­kî­ka­ten “ben­lik” ve “id­diâ”, hiz­met yo­lu­nun kan­se­ri­dir. Bu has­ta­lı­ğın te­dâ­vi­si son de­re­ce zor­dur. Tek­ke­ler­de umû­mi­yet­le üze­rin­de “Hîç” ya­zan bir lev­ha bu­lu­nur ki bu, in­sa­na, enâ­ni­yet­ten vaz­ge­çip ilâhî kudret karşısındaki ac­zi­ye­ti­ni id­râk et­me­yi telkîn eder.

Her Hizmet İnsanına Ölçü Olacak Kıymet

Ci­han sul­tan­lı­ğı­nı mâ­ne­vî âlem­de­ki sul­tan­lık­la mez­ce­de­bil­miş âbi­de şah­si­yet­ler­den bi­ri olan Kâ­nû­nî Sul­tan Sü­ley­man’ın, mu­vaf­fa­kı­yet­ler kar­şı­sın­da­ki şu tav­rı, her hiz­met in­sa­nı­na öl­çü ola­cak kıy­met­te­dir.

Kusurları Nefsinden Muvaffakıyeti Allah’tan Bil

Allah için yapılan hizmetlere nefsâniyetin karıştırılmaması son derece mühimdir. Hizmet ehlinin en çok dikkat edeceği husus, muvaffakıyeti kendinden değil, Rabbinden bilmektir. Kendine izâfe etmek, şımarmayı ve kibirlenmeyi meydana getirir ki, bu mânevî bir felâkettir.

Allah Yolunda Savaşmayı Terk Etme!

Uzun sü­re hiz­met­te bu­lu­nan bâ­zı şa­hıs­lar­da za­man­la hiz­me­te kar­şı bir doy­gun­luk duy­gu­su olu­şur ki bu du­rum, hiz­met eh­li adı­na bir teh­li­ke baş­lan­gı­cı­dır. “Ar­tık ye­ter” duy­gu­su, ki­şi­yi dün­ya­ya çe­ken bir nefs fı­sıl­tı­sı­dır. Bu vaziyet, insanın kendi eliyle kendisini tehlikeye atma gafletinden başka bir şey değildir.