Ashâb-ı kiram Ramazan’da çoşkulu bir ibâdet iklimine girerlerdi. Kendileri oruçlarına îtinâ ettikleri gibi yavrularının da bu şuurla yetişmesine gayret ederler, onları Ramazan’ın bereketinden istifâde ettirirlerdi.
Sâlih mü’min, kendisine ezâ ve cefâ verenlere, akl-ı selîm ile mukâbele etmeli, onlara kızıp öfkelenmek yerine affetmeli, merhamet nazarıyla bakıp onların hayrını dilemelidir.
Müslümanlar Hayber’den dönerken neler yaşandı?
İnsanların vicdânî hassâsiyetlerden uzaklaştığı, maddenin sultasında yaşadığı ve vahşette sırtlanları geçtiği bir devirde, hayvanlara dahî bir hukuk ihdâs edilerek haklarının muhâfaza altına alınması; İslâm’ın nasıl bir hak, adâlet, şefkat ve merhamet tevzî ettiğinin şâheser bir misâlidir.
Hizmette istişâre ile hareket etmek, ilâhî bir emir ve mühim bir sünnettir. Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:
Hizmet, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’i kendisine lâyıkıyla örnek alabilen her mü’minin hayat tarzı olmuştur. Tabiî ki bu bahtiyar insanların başında ashâb-ı kirâm gelir. Onların hizmet aşkından birkaç misâl...
İslâm, sadece îman ve ibadetlerden ibaret bir hayat değildir. O, îman ve ibadetlere ilâveten, muâmelât, ahlâk ve bilhassa hak ve hukuka riâyet gibi, hayatın her alanını inceden inceye tanzim eden, son derece hassas ölçüler manzûmesidir.
Servet, birçok defâ ifâde etmiş olduğumuz üzere, Allâh’ın kuluna verdiği bir emânettir. Şâyet zenginlik, ilâhî emirlere zıd bir sûrette kullanılırsa, insanları çabucak azdırmaya, her türlü kibir, zulüm ve haksızlıklara sürüklemeye müsâittir. Böyle bir âfete mâruz kalanlarda mal sevgisi, kalbe yerleşir.
Kelime-i Tevhîd, bir ferdin İslâm’a dâhil olurken attığı ilk adım, yaptığı ilk tespit ve sonraki hayatında da şahsiyetini gösteren kimliğidir. Bu sözü söyleyen kişi, Allâh’a sahîh bir şekilde îman etmiş ve son ilâhî din olan İslâm’a girmiş olur. Bu itibarla Kelime-i Tevhîd, dînin temeli ve istinadgâhıdır.
Selmân -radıyallâhu anh-, samimî, mütevâzı ve geçim ehli bir Hak dostu idi. Kimseye külfeti olmazdı. Son derece mahviyet sahibiydi. Başta Hazret-i Ömer -radıyallâhu anh- olmak üzere bütün ashâb-ı kirâm, Selmân -radıyallâhu anh-’ın Allâh’a kulluğundaki vecd, heyecan ve huşû hâline imrenmişlerdir.