Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimizi tanımakla ilgili hadis-i şeriflerden ve Rasûlâllah Efendimiz'in bu husustaki ikâzından bahsediyor.
Yalnızca üç sene gibi kısa bir zamanda Üftâde Hazretlerinin baş talebesi durumuna gelmiş bulunan Hüdâyî Hazretlerinin bu yükselişi dolayısıyla eski dervişândan bâzılarında hoşnudsuzluk görülmeye başlamıştı. Bunun farkına varan Üftâde Hazretleri, onların gönül âlemlerini tashîh için şu güzel usûle başvurdu...
Abdullah bin Hişâm’ın anlattığı şu rivâyet, Rasûlullah -sallâllahu aleyhi ve sellem- Efendimizʼe muhabbetimizin hangi seviyede olması gerektiğini göstermesi bakımından çok mânidardır...
Yalnızca ibadet zamanlarında değil, hayatın her safhasında kalp Cenâb-ı Hakʼla beraber olmalıdır. Fânîlik hissiyâtı içinde yaşanmalıdır.
Hazret-i Âişe vâlidemize Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in en çok sevdiği kişiyi sorduklarında iki ismi bildiriyor ve ardından sebebini açıklıyor. Ramazan ayının sonlarına yaklaştığımız şu günlerde Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimizin sevigisi için bizler de bu sebebe sarılabiliriz.
Bir kimse hakkında doğru bir kanaat sahibi olmak için, onun fiillerine, beşerî münâsebetlerine ve muâmelâtına da bakmak gerekir.
Muhterem Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, bugünkü gündem yazısında "takva" ve "fücur" kavramlarına, hayır ve şer çatışmaları değindi.
Peygamber -sallâllahu aleyhi ve sellem-Efendimiz'in haber verdiği gibi tahakkuk eden bazı hâdiseler meydana gelmiştir.