Mü’minin dünyada işlediği iyilikler aslâ zayi olmayacaktır. Allahüteala ahirette hem iyiliklerinin karşılığını verecek hem de kullarının hata ve kusurlarını bağışlayacaktır. Böyle bir sonuç, hiç şüphesiz her Müslümanın erişmek istediği büyük bir mutluluktur.
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) insanların hatalarını düzeltmesi ve bu tür muameleleri tamamen ilâhî vahyin kontrolünde olduğu için, terbiye ve eğitimle meşgul olanların O’nun yolunu takip etmeleri zarûrîdir. İşte Peygamberimizin insanların hatalarını düzeltme üslubu...
Hizmet insanı, karşılaştığı tehlike ve güçlükler karşısında yılmamalı, bilâkis çetin şartlar altında bulunmaktan dolayı mukāvemeti artmalı, daha da kuvvet bulmalıdır. Gönüllere ebedî saâdet iksiri olacak âb-ı hayâtın, ekseriyetle zor zamanlarda ve çile diyarlarında saklı olduğunu hatırından çıkarmamalıdır.
Düşünmeliyiz ki geçen Ramazân-ı Şerîfʼte hayatta olan eş, dost ve akrabamızdan bâzıları artık aramızda değiller. Geçen Ramazan, onların son Ramazanʼıydı. Bizler de bu gufrân ayını son Ramazanʼımız olabileceği şuuruyla değerlendirip ondan tertemiz çıkmaya gayret etmeliyiz.
Toplumumuzda evlenecek şahıslar, nişanlılık denilen bir devre geçiriyor. Bu esnâda birçok problem yaşanıyor. Nişanlılık devresinde iki tarafın; gezme, birbiriyle konuşma vs. gibi mevzûlarda dikkat edeceği hususlar nelerdir? Osman Nuri Topbaş Hocaefendi söz ve nişan döneminde bir müslümanın dikkat etmesi gereken kuralları anlatıyor.
Müslüman, toplumu içten yıkmak için ustaca planlanmış tuzaklara karşı, müslümanı müslümana düşürecek tuzaklara karşı her zaman uyanık olmalı. Bu yazıda da müminlerin başına gelebilecekleri tuzaklar örnekler ışığında anlatılıyor.
Rabbimiz, kötülüğün “güzel bir şekilde” giderilmesinden değil, “en güzel bir şekilde” düzeltilmesinden bahsediyor: “İyilikle kötülük bir değildir. Sen artık (kötülüğü) en güzel bir şekilde sav. O vakit seninle aranızda düşmanlık bulunan kimse, sıcak bir dost gibi olur.” (Fussilet 41/34)
Kur’ân-ı Kerîm âyetleri, hadîs-i şerîfler ve İslâm âlimleri tövbe etmenin gerekli olduğunu göstermektedir. İşte Kur'ân ayetlerine ve hadislere göre tövbe etmenin önemi...
Mü’minin bir başka mü’mini bağışlaması, esâsen bağışlamayı çok seven Allah Teâlâ’nın ahlâkıyla ahlâklanmanın bir îcabıdır. Allâh’ın kendisini affetmesini isteyen, kendisi de başkalarını affetmelidir. Yoksa insan, Allâh’ın kendisini bağışlamasını istemez mi?
Altınoluk Dergisi yazarı Prof. Dr. İsmail L. Çakan, Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ölçüsü bağlamında "Allah'a karşı saygı ve sabırı" anlatıyor.