Alâüddîn Attâr Hazretleri, sohbet meclislerinde tekrar tekrar: “–Birbirinizle sohbet edin! Sohbet, sünnet-i müekkededir.” îkâzında bulunur, Hak dostlarıyla sohbet edip, bunların âdâbına hakkıyla riâyet etmenin önemine değinirdi.
İslâmʼın hedeflediği “kâmil insan” olabilmek için dînî hayatı; madde ve mânâ bütünlüğü, zâhir ve bâtın derinliği, akıl ve kalp âhengi, şekil ve ruh beraberliği içinde kavrayıp, yaşamak îcâb eder. Gerçek tasavvuf, İslâmʼın zâhirine ilâveten, bâtın plânında da kavranıp yaşanması gayretinden ibarettir.
Ümmetin öncüleri diyebileceğimiz âlimlerin ve liderlerin azimetle amel etmesi ve zâlime karşı cesaretle hakikati haykırması, Hakk’ın yeryüzünde ikamesi adına son derece önemli bir duruştur.
Kendi benliğindeki ulviyeti ve me’mûriyetinin istikâmetini lâyıkıyla takdir edemeyerek, kendi dünyalarını mart dumanına uğramış bir zemin gibi karartanlar, tepelerinde güneş bulunsa bile onun ziyâlarını göremezler. Çünkü araya gafletten teşekkül etmiş bir karanlık perde girmiştir.
Muhterem Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, uğrunda nice canların verildiği mukaddes emanetlere sahip çıkmamız için geyret sarfetmemiz gerektiğini vurguluyor.
Yrd. Doç. Dr. Adem Ergül, "Hakikat yolunda kılavuzun önemi" başlıklı konuyu anlatıyor...
Ebû Ali Fârmedî Hazretleri, hak ve hakîkati tatlı ve hoş bir lisân ile tebliğ ederdi. Bilhassa idârecilerin hatâlarını nâzik bir üslûpla düzelterek onları irşâd ederdi. Onun feyizli irşadlarına nâil olanlardan biri de, Nizâmiye medreselerini tesis eden meşhur Selçuklu vezîri Nizâmülmülk idi.
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Ramazan ayı içinde gerçekleştirilecek etkinlikler hakkında bilgilendirme toplantısı yaptı.
Hazreti Selman -radıyallahu anhanın- hikmetli sözleri...
İlim, mal ve makam gibi ve hatta bazen ondan daha fazla sahibine kibir verebilir. Bu sebeple âlimlerin irşadında mürşidlerin daha çok uyguladıkları eğitim metodu, onları ilmin kibir illetinden arıtmak ve ümmete bir cevher olarak sunmaktır. Medeniyet tarihimizde bunun sayısız misalleri vardır. Hatta denilmiştir ki “Âlimin mürşide teslimiyeti zor ve fakat terbiyesi kolaydır. Ancak câhilin teslimiyeti kolay ve fakat onun da terbiyesi zordur.”