Dînin zâhirî kısmı akılla; bâtınî ve derûnî kısmı, yani özü ise gönülle telâkkî edilir ve öğretilir. İnsanları terbiye, sevk ve idârede, merhamet ve muhabbet, daha bereketli bir netice hâsıl eder. Çünkü kaba kuvvetle hâkim olunamayan nice insan, muhabbet ve merhamete râm olur.
Kalp, ilâhî feyizlerle hâllenince, onda Hâlık’tan ötürü mahlûkâta hizmet arzusu doğar. Dostluğun merkezine Allah ve Rasûlü’nü yerleştirenler, bütün mahlûkât ile dost olurlar. Böyle bir hizmet erinin yüreği, genişleyerek bütün mahlûkâtı içine alan bir “ganî gönül” yani bütün mahlûkâtı kuşatan seyyar bir dergâh hâline gelir. “Yaratılanı severiz, Yaratan’dan ötürü…” anlayışıyla bütün mahlûkâta şefkat, merhamet ve muhabbetle yaklaşmaya başlar.
Genç Dergisi 117. sayısında orucu gündemine taşıyor.
İstanbul’u fethederek hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in müjdesine nâil olan Fâtİh Sultan Mehmed Han (1432-1481) yedinci Osmanlı sultânıdır. O Eefendimiz (s.a.v.) iltifâtına mazhar olmuş ve manen de bu işe hazırlanmıştır.
İnsanın hâl ve davranışları, kalp âlemindeki müsbet veya menfi enerjiye göre şekillenir. Bütün fazîletli davranışlar, kalplerdeki müsbet ve rûhânî hissiyâtın bir yansımasıdır. Dolayısıyla hizmetlerin mânevî keyfiyeti de, ona vesîle olan gönüllerdeki mânevî hasletlerin seviyesi nisbetindedir.
İmam Rabbânî, dünyaya sevginin alâmeti olarak insanın dünyevî menfaatlerini Allah’ın emirlerine tercih etmesini göstermiştir. Dünya işi ile âhiret işi çatıştığında veya Allah’ın emri ile nefsinin arzusu çatıştığında hangi tarafı tutuyorsak o tarafı seviyoruz demektir.
II. Genç Osman’ın şehâdeti üzerine tahta geçen 4. Murad Han, henüz on dört yaşında idi. Eyüp’te yapılan kılıç kuşanma merâsimine evvelce beyân ettiğimiz üzere devrin en mûteber şeyhi sıfatıyla Azîz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri çağırıldı ve Hazret-i Pîr, hayır-duâ ile yeni sultâna kılıç kuşandırdı.
Her güzel şeyin sahtesinin olduğunu unutmayalım. Nasıl ki nice naspisiz insan peygamberlik iddiasında bulunmuş ise aynen bunun gibi bazıları da insanları batıl sözleri ile saptırma yolunda olacaktır. Maalesef günümüzde insanları gördüğü rüyalar ile kandırmaya çalışan, Peygamber Efendimizi (s.a.v.) gördüğünü iddia ederek yaptığı yanlış hatta haram işlere kılıf uyduran, sahtekarların sayısı giderek artmaktadır. Ama bizler sahtesi var diye de gerçek marifet erbabından ve onların hikmetli sözlerinden mahrum kalmayalım.
Yüzakı Dergisi Şubat [2016] sayısında "ruhun baharını" arıyor.
1950'li yıllarda İmam Hatip Lisesi öğrencisi olan Muhterem Osman Nuri Topbaş Hocaefendi'yi çocukluğunda ve öğrencilik yıllarında etkileyen kıymetli şahsiyetler...