Padişah ile rüya tabircisinin hikayesi...
Aile bağlarının zayıflaması mutsuzluğu artırıyor. Peki aile bağları neden zayıflıyor? Aile bağlarını güçlendirmek için neler yapılmalıdır?
Mahlûkâtın hepsi, bizim idrâkimiz dışında, kendi dillerince ve husûsiyetleri mûcibince, tabiî ve periyodik bir zikir hâlindedir.
Kırk bin Moğol’un Müslüman olmasına vesîle olan hadise...
Ecdâdımız, Efendimiz’i kalplerinde öyle müstesnâ bir yere koymuşlardır ki, günlük hayatlarından, yazdıkları na’tlere kadar her sahada O’nun adını zikretmeyi ve şefâatini dilemeyi bir düstûr hâline getirmişlerdir.
Sultan I. Mahmud, âşık gönüllerin Efendimiz’e olan hasretlerini bir nebze de olsa dindirebilmek ümidiyle Eyüp Sultan Türbesi’ne, Allah Resûlü’nün mübârek ayak izini koydurmuştur. (Ziya Demirel-Avni Arslan, Osmanlı’da Peygamber Sevgisi, s. 89)
“Seven, sevdiğinin her şeyini sever” hükmünce, ecdâdımız da, Peygamber Efendimiz’i seven, bulunduğu beldelerde yaşayan ve hizmetinde bulunan herkese karşı ayrı bir muhabbet, edep ve hürmet göstermişlerdir.
Osmanlı Sultanı II. Murat’ın, Allâh’a ve (O’nun) Resûlü’ne olan derin muhabbetini gösteren vasiyeti...
İslâm tarihinin sahâbe devrinden sonra en ihtişamlı devrini teşkil eden Osmanlı Devleti, pâdişâhından çobanına kadar bütün müʼmin halkının müstesnâ bir Peygamber aşkıyla temâyüz ettiği bir devlettir.
Allah rızâsı için yapılan her çeşit hizmet, güzel ve mukaddestir. Fakat ideal insan yetiştirme gayreti her zaman öncelik ifade eder. Bu bakımdan gençliği ve nesilleri kendi medeniyet ve kültür değerlerimizle yetiştirme hizmetleri son derece mühim bir mesʼûliyettir. Bu çerçevede, ihlâsla gayret gösteren eğitim müesseselerine maddî ve mânevî sahip çıkılması, bizlere Cenâb-ı Hakkʼın lûtfettiği İslâm nîmetine şükür için vicdânî bir zarurettir.