Cömertlik, elde var olanı ondan mahrum olanla paylaşmaktır. Cömertliğin zirvesi ise îsârdır.
Hassas ve rakik bir gönle sâhip olmak ve Allâh’ın kullarını incitmekten sakınmak, her zaman için en kazançlı yoldur.
Kimseyi incitmemek insanın elindedir. Bir de kimseden incinmemek vardır ki, o daha zordur. Zîrâ irâde ile kalbe hâkim olmak pek müşkildir. Dolayısıyla incitmemek yolun başlangıcı ise, incinmemek de sonudur. İkisi arasında katedilmesi gereken uzun mesâfeler vardır. Bu yollarda ilerleyebilmek, büyük bir gayret ve mücâhede ister.
Yeri gelir, komşu, yakın akrabâdan daha çabuk yardıma koşar. İnsanın derdini ve sevincini herkesten önce komşusu paylaşır. Bu sebeple; “Komşu komşunun külüne muhtaçtır.” darb-ı meseli ne kadar mühim bir hakîkati ifâde etmektedir.
Peygamber Efendimiz’in aile efradına bıraktığı miras nedir? İşte Hz. Muhammed’in (s.a.v.) mirası...
İnsan, fıtratı îcâbı bir âile kurmaya ve o âile içinde yaşamaya muhtaçtır. Bunun hâricindeki bir hayat, insana huzur ve saâdet vermekten uzaktır. Lâkin âile yuvasının huzur ve saâdet bahşetmesi için de, âile efrâdının, üzerlerine düşen hak ve vazifeleri bilmeleri ve bunlara riâyet etmeleri zarûrîdir.
Cenâb-ı Hak Cenneti sâliha annelerin ayakları altına sermiş, babayı da Cennetin orta kapısı kılmıştır. Artık dileyen onları memnûn etsin, dileyen de kırıp incitsin!
Avrupalı bir yazarın gözünden Türk ve Avrupalı çocuğun farkı...
Allah dostlarının kul hakkı husûsundaki ince düşünüşleri, bizler için güzel bir numûnedir.
İslâm ahlâkının ticârî hayattaki “kul hakkı” hassâsiyeti…