Kültürümüzdeki “Tanrı misâfiri” anlayışı, aziz milletimizin misâfire verdiği kıymeti, ona gösterdiği îtibârı ortaya koymaktadır. Ecdâdımızın cömertlik duyguları o kadar engin idi ki, gelen misâfirleri ağırlamak için birbirleriyle yarışırlardı.
İslâm’da misâfir nasıl ağırlanır? İşte Asr-ı Saâdet’te misâfir ağırlama âdabı...
Menfaatperestliğin ve dünya muhabbetinin arttığı günümüzde, ihlâs ve muhabbetle gönülden verilen bir hediye, kalplerin kazanılmasında çok büyük bir tesir icrâ edecektir.
Nefs nasıl terbiye edilir? İşte mü’minler için, gurur ve kibri temizleyerek nefsi terbiye eden yol...
Hediye vermek; kerem, cömertlik ve ihsan duygularının bir meyvesi ve güzel ahlâkın alâmetidir.
Müslümanların îtikadları tevhîd üzere, ibâdetleri birlik ve beraberlik esâsına dayalı, muâmeleleri de “ittihâd”ı, yâni birliği temin maksadına mâtuftur.
İslâm dîni, mü’minleri şahsiyet bakımından olgunlaştırıp terakkî ettirmekle berâber, toplumun da huzur ve selâmetini sağlamak üzere ulvî prensipler getirmiştir.
İçtimâî sulh ve sükûnun temininde hayır hasenatın mühim bir yeri vardır. Müslümanlar arasındaki yardımlaşma, cömertlik, diğergâmlık, affedicilik mü’minlerin topluca ve tek yürek hâlinde yaşamalarını sağlar.
İslâm, her insanın yapabileceği bir yardım yolu göstermiştir. Dolayısıyla kuvvetli-zayıf, zengin-fakir her Müslümanın yapabileceği bir iyilik, hayır ve yardım mutlaka mevcuttur.
İslam’da yardım isteyene yardım etmek, Müslümanın boynuna borçtur.