15. yüzyılda yaşamış Osmanlı tarihçilerinden Aşık Paşazade’nin kaleminden Osmanlı Devleti’nin Anadolu Türk birliğini sağlayan siyaseti...
Telemsan Sultanı Yahya’ya tahtını bıraktıran meşhur Tunuslu Şeyh’in sözleri...
İdârî mes’ûliyeti yüklenenler, herhangi bir haksızlığa veya nefsânî davranışa meyletmemek için, ölümü sık sık tefekkür etmeli ve Âhiret hayâtını devamlı göz önünde tutmalıdırlar.
Yamalı elbise giyen, dul kadınların evine kendi sırtında su taşıyan, çıplak döşemenin üzerinde uyuyan, çarşılarda halkın arasında dolaşan ve gittiği yerlere korumasız gidebilen, develeri kendi eliyle kaşağılayan; hamal, hizmetçi ve teşrifatçı nedir bilmeyen, benzerine pek az rastlanan bir idareci; İkinci İslam Halifesi Hz. Ömer’in (r.a.) yönetim anlayışı...
Kutadgu Bilig, 11. yüzyılda Uygur Türklerinden Yusuf Has Hacip’in Doğu Karahanlı hükümdarı Tabgaç Uluğ Buğra Kara Han’a atfen yazdığı ve takdim ettiği Türkçe eserdir. Bu eserde Yusuf Has Hacib’in idarecilere verdiği öğütler ibret vericidir.
Cenâb-ı Hak, nihâyetsiz lütfunun bir eseri olarak kullarına hayır yapma yollarını kolaylaştırmıştır.
Hayırda yarışmak ve hayır işlerinde acele etmek, sayılı dünya günlerini değerlendirmenin en güzel yoludur.
İdârecilik, altından kalkılması zor bir ilâhî emânet ve çok ağır bir mes’ûliyettir. Onu ancak idâreciliğe kâbiliyeti olan dirâyetli ve liyâkatli kimseler başarabilir. Hakkını veremeyecek ve kul hakkı yiyecek olanlar için ise idârecilik, kıyâmet gününde dehşetli bir pişmanlık, rezillik ve perişanlıktır.
Kabre giren kişi bataklığa düşen insan gibidir, imdat bekler.
İnsanoğluna sayılı günler hâlinde lütfedilmiş olan hayat nîmeti, ilâhî bir imtihan vesîlesidir.