Bütün kötülükler, kendisinin mukabili olan güzel hasletlerle önlenmelidir. Mesela gazaba karşı sabır, cahillik ve kabalığa karşı hilim ve irfân, kötülüğe karşı af ile muamele etmek en güzel hasletle onu savmak demektir.
Ahzâb sûresinde şöyle buyruluyor: “Allah ve melekleri, Peygamber’e çok salavât getirirler. Ey müminler! Siz de ona salevât getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin.” [1]
Efendimiz (s.a.v.) hadîs-i şerîflerinde; "Beni nasıl namaz kılıyor gördüyseniz öyle namaz kılınız."[4] buyurmuş; kıyam, kıraat, ruku ve sücûdun hududunu bildirmiştir. Farz namazların ilk ve son vakitlerini göstermiştir. İşte arı duru bir namaz için yapmanız gerekenler...
Aşağıdaki ayet-i kerîmede ifade edildiği gibi, insanı iki cihan saadetine ulaştıracak olan yolda (kalbî ve zihnî hazırlık safhası olan) duanın ehemmiyetine işaret edilmiş olmaktadır ki, kanaatimizce bu da mühimdir.
Kimlerle ahbaplık ediyoruz? Kimleri Allah için seviyoruz? Bir müddet göremeyince özlediklerimiz kimler? Yanlarında iken bile hasretini çektiğimiz örnek insanlar var mı?
Âyet ve hadîslerden süzülerek yüzyıllar içinde İslâm toplumlarını inşa eden erdemler...
Rızkın helâl ve temiz olmasına özen göstermek, şeytana uymamak adına atılmış çok önemli bir adımdır. Rızkın helâl olmasına özen göstermeyenler, şeytanın tuzaklarına karşı korumasız kalırlar, telkinlerine açık hâle gelirler.
Bir Müslüman ilk önce kötü vasıflardan arınarak, temelde burada sayılan erdemlere sahip olmaya gayret etmeli; daha sonra bunları ikmâl eden erdemleri kuşanmak için çalışmalıdır.
Teslimiyet kulu pişirir; verilene kanaat etmemek ve acelecilik ise gözden düşürür.
İyilikte yarışmak ve hayra doymamak mü’min şahsiyetin belirgin özelliklerindendir. Ancak bunlar içinde en önemlisi, mülkün gerçek sahibini yani azamet-i ilâhiyyeyi düşünerek kalbin titremesidir; “ben yaptım, ben verdim” gibi duygulardan uzak durmaya özen göstermektir.