Hayat iyilikle kötülüğün mücadelesi şeklinde geçmektedir. Ve bütün iyilikler, kötülüklerin zıddı, belki hasmıdır. Müslümanlığımızı kemiren kötülükleri azaltarak izâle etmenin yolu iyilikleri çoğaltmaktır. O bakımdan, yapılacak nefis sorgulamasında verilecek olumlu cevapları artırmak, hayatî derecede önemli.
Tevbe sûresinde şöyle buyruluyor: “Mü’min erkeklerle mü’min kadınlar da birbirlerinin velîleridir. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, Allah’a ve Rasûlü’ne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz Allah azîz ve hakîmdir.”[1]
İslâm insanı baştan aşağı inşâ eder; şekillendirir. Yani insânî ilişkileri güzelleştiren erdemlerin şahsiyetinde tezahür etmesini ister. Oturup kalkmasıyla, yürümesi ve konuşmasıyla, duruşu ve güler yüzüyle inancından beslenen güzelliklerin fark edilmesini ister.
Muhabbet, gönlün hissettiği kemâl sebebiyle bir şeye meyletmesidir. Yani kendini sevdiğine yaklaştıracak şeye daha fazla önem vermesidir. Bu itibarla insan, hakiki kemâlin Allah’a mahsus olduğunu bildiği müddetçe, muhabbeti ancak Allah’a olur.
Ahlâk; huylar, beşerî davranışlar demek. İnsanın yaratılıştan gelen veya sonradan eğitimle kazandığı ruh halleri demek. Güzel ahlâk ise, mezmûm olan huy ve davranışları terbiye ile izâle ederek övülenleri kuşanmak demek…
Kur’ân-ı Kerîm, nüzûlü tarihinden kıyamete kadar insanlığı irşâd edecek hidâyet rehberi. Bu itibarla her âyeti, dikkatle değerlendirmek durumundayız. Ahkâm âyetleri gibi, ahlâkî erdemleri işâret edenleri de, mücmeli ve mufassalı da, tarihî misâlleri de bizim için aynı derecede üzerinde durup düşünmeye değer.
Sekînet sözlükte “vakar, huzur ve emniyet” diye tarif edilirken ‘peygamberlerle Allah’ın velî kullarının kalplerine iner’ diye not düşülmüş. Herhalde bu bir sınırlama değil, değerini bildirmedir. Çünkü onların izinden yürümeye ve hâlleriyle hâllenmeye, hiç bir zaman olmadığı kadar ihtiyacımız var.
İbrahim Peygamberin Bakara Sûresi’nde geçen sorusunu nasıl yorumlamak gerekir?
Bize kastetmek üzere sıkılmış yumrukların, dostça tutacağımız eller hâline gelmesine samimiyetle duâ edebilir miyiz?
Geçici olan dünya mı, ebedi olan Âhiret mi?