benlik

Bu Kapıda Ben Yok, Sen Var!

Müslümanın benlikten sıyrılması için yapması gereken nelerdir? Kul hangi derecede benlikten sıyrılır?

Benlik Uçurumu

Nefsin mayasında, kibir ve enâniyet vardır. Kendini beğenmek, dâimâ kendi menfaatini düşünmek vardır. Peki kul Hak yolculuğunda benlik uçurumuna düşmemek için ne yapmalıdır?

Ben Demeyene Yol Açılmaz

Mehmet Lütfi Arslan'ın yeni kitabı "Ben Demeyene Yol Açılmaz" çıktı. Peki "Ben demeyene yol açılmaz" ne demektir? Yazar, bu soruyu cevaplıyor.

Mütevâzı Mü'minlerin Özellikleri

Kul, herhangi bir nîmete veya muvaffakıyete erdiği zaman, bundan nefsine bir pay çıkarmamalı; “Ben yaptım, ben başardım.” dememelidir. Bilâkis; “Sen lûtfettin. Senʼin ihsânındır yâ Rabbi!..” demelidir.

Sohbetteki Muhabbet ve Tevazu

Manevi sohbet eden kişide, benlik ve iddiâ, yerini muhabbet ve tevâzûya terk etmelidir. Zira tevâzû, sözü müessir kılan bir özelliktir.

Kibirli Fare İle Sabırlı Devenin İbretlik Hikâyesi

Hazret-i Mevlânâ’nın Mesnevî’de anlattığı kibirli fare ile sabırlı devenin ibretlik hikayesi...

Kibrin İlk Temsilcisi

Kibir ve ucub târihi, İblisten başlayarak Nemrudlar, Fir’avunlar, Kârûnlar ve Ebû Cehiller gibi nice ahmakların âleme ibret olan âkıbetlerini sergilemektedir. Bu zavallılar silsilesi, sayıya gelmeyecek kadar uzundur.

Hak'tan Ayrı Düştü Yandı Pişti

Mesnevî’nin ilk onsekiz beyti, Mevlânâ’daki fikrî incelik, maharet ve mânâ enginliğini gösteren sırlar deryâsıdır. Onun için Mesnevî’nin bu giriş bölümü, beyit-beyit, kelime-kelime, hatta harf-harf açıklanmış ve nice zengin şerhler yapılmıştır.

İnsanın En Zor Terkedebildiği Huy

İnsanın en zor terk edebildiği kötü huy, enâniyet, yani benliktir. İnsan dâimâ benliği sebebiyle nefsinin esiri olur ve hep kendisini haklı görür. Benlik sahibi kimse, başkasının kusurlarını ortaya dökerek kendine imtiyaz tanıma derdindedir. Onun için gıybet etmekten zevk alır. İblis misâli, kibir ve ucub sergiler. Kendisini hata ve kusurlardan uzak görür. İlâhî îkazlara karşı âdeta bir muâfiyet duygusu içinde yaşar. Bu ihtarların onu da içine aldığını aklının ucundan bile geçirmez. Onun içindir ki tasavvufun en ağır ve ciddî meselesi, insanın içindeki enâniyeti/egoizmi bertaraf edebilmektir.

Mevlânâ'nın Sırrı

Hazret-i Mevlânâ, Hak yolunda aşk ateşiyle yanan, susuzluğu devamlı şiddetlenen, kanmayan, her ân vuslat iştiyâkı ile çırpınan ve coşan, mest ve meclûb bir gönüldür.