Benlik yani ben ve bizimkiler, bizden olanlar ve diğerleri, bizden taraf ve diğerleri... Benlik duygusu nasıl oluşur? Biz olan değerlerimizden neleri koparır ve bu virüs gibi yayılan salgın nasıl durdurulabilir?
Hazret-i Mevlânâ, “Hak yolunda yürürken…” ibâresiyle başlamak sûretiyle hasedin, müminde de bulunabileceğine işaret ediyor. Bu demektir ki, îmân sahibi olmak, “İnandım!” demekle hased bertaraf edilemez.
Şeytanın ilk ameli kibir sâikıyla Haktan yüz çevirmesiydi. Unutmayın ki bununla paralel düşenler de şeytan gibi merdûd (reddolunmuş) ve makhûr (kahrolunmuş) olmaktan kurtulamazlar.
Hazreti Mevlânâ, ilahi aşk sayesinde nasıl göklere yolculuk yapıldığını anlatıyor.
Hakîkaten “benlik” ve “iddiâ”, hizmet yolunun kanseridir. Bu hastalığın tedâvisi son derece zordur. Tekkelerde umûmiyetle üzerinde “Hîç” yazan bir levha bulunur ki bu, insana, enâniyetten vazgeçip ilâhî kudret karşısındaki acziyetini idrâk etmeyi telkîn eder.
Beyazıd-i Bistâmî Hazretlerinin menakıbı da çok güzeldir. Ne kadar güzel; kaç türlü mevzular var. Dön dolaş, bütün iş insanın kendi benliğini bırakması. Kendi benliğini bıraktı mı insan, işte o zaman kâmil oluyor. Ne kadar kolay halbuki, ama ne kadar da zor benlikten geçmek.
Fetih süreci, tövbe ile başlayan, Hakka yönelişle devam eden, itaat ve takvâ ile başarıya ulaşan bir süreçtir. Rabbimiz, kendini arıtma ve arındırma ameliyesine soyunanların kurtuluşa ereceklerini ve fakat böyle bir yola girmeyip de nefsini kendi haline terkedenlerin ise kaybedeceklerini haber verir.
O kadar mütevâzi olun ki, kimse kimseye böbürlenmesin; kimse kimseye zulmetmesin.
Ali Tenik ve Vahit Göktaş'ın titiz çalışmasıyla yayımlanan "Zikir" kitabı, her yönüyle zikri inceliyor. Zikir hakkında merak ettikleriniz bu kitapta.
Ramazan-ı Şerif, kulluk kalitemizi artırma adına Rabbimizin ikram ettiği eşsiz vesilelerden biridir. İhtiva ettiği faziletler, fırsatlar ve imkânlar yönüyle bir maneviyât deryasıdır.