Kimine göre de dünyadaki hasene, imandır, salih ameldir, güzel ahlaktır, faydalı ilimdir, helal kazançtır, hayırlı eş ve evlattır. Ahiretteki hasene ise afiyettir, cennet ve cennetteki nimetlerdir.
Secdeyle İslam dini kemale erer; cehaletten arınmakla, ahiretin farkına bu dünyada varılır. Secde, bize ahireti bu dünyada yaşatır.
Genç, çok genç. Henüz 25 yaşında. Üniversite 3. sınıfa gidiyor. Bir ruh sağlığı hastanesine çaresizlik içinde tedavi olmak için başvurmuş. Başvuru sebebi ileri derecede alkolik olması. Öyle böyle değil sabah akşam ölçüsüzce alkol alıyor. Sordum neden böyle oldu? diye. Anlatıyor yüzü mahzun, gözleri yaşlı: “Kendime hiç güvenim yok” diyor. “Konuşurken başım, ellerim titriyor heyecandan. Heyecanımı bastırsın diye alıyordum alkolü. İlk başlarda problem olmuyordu ancak sonra hiç bir şekilde kendimi kontrol edemez oldum.”
Sevgili Peygamber Efendimizin (s.a.s) “Alimlere hürmet ve ikram ediniz. Çünkü onlar (dini tebliğ bakımından) peygamberlerin varisleridir. Kim onlara ikram ederse, şüphesiz Allah Teâlâ’ya Resulüne ikram etmiş olur.” buyuruyor.
Musa Efendi, hayatını hikmet ve adalet terazisi üzere tanzim ederek, "kulluk merkezli kişisel organizasyon"un nasıl yapılabileceğini en güzel bir şekilde şahsında müşahede edebileceğimiz bir Allah adamıdır.
Abdullah İbni Üneys radıyallahu anh, cesaret, şecaat ve teslimiyetiyle tanınan, gözü pek, korku nedir bilmez yiğit bir sahâbi!..
Ebû Rezîn radıyallahu anh suffe ehli arasında ismi geçen bir sahâbi!…
Namazdan çıkıp istikameti kaybetmek... Başka başka kıblelerle savrulmak... Gündüz orucu tutup geceyi günaha bulamak... Zekatı verip, mala haram bulaştırmak. Arafatı yaşayıp, dönerken yürekleri kirletmek... Olur mu? Oluyorsa, olursa, bizler, tüm o ibadetleri bedenimizle icra edip, ruhumuzla – kalbimizle onlara iştirak edemediğimiz için, ibadetlerin içi boşaldığı için oluyordur, olur.
Altınoluk Dergisi, 365. sayısında "Hayatın Her Alanında Kulluk Şuûru"nu kapak konusu olarak işliyor.
1980'li yıllarda Ankara Hacı Bayram Camiî yakınında Rahmetli Dr. Emin Acar beyin muayenehanesi aynı zamanda bir dergâh gibiydi. Her seviyeden muhabbet sevdalısı muhtelif kimselerin (tarikat, cemaat, siyaset, üniversite, bürokrasi, devlet ricali v.s) âdeta bir buluşma noktasıydı. Fakir de zaman zaman bu muhabbet ortamından nasiplenme niyetiyle ziyaretler yapardım.