Cemaat kelimesinden herkesin kendi mensup olduğu gurubu, ocağı değil, öncelikle ümmet yapısını, ehl-i sünnet ve’l-cemaat/Kitap ve sünnet çizgisini takip eden mü’minler topluluğunu anlaması lazım geldiği unutulmamalıdır. Çünkü ehl-i sünnet ve’l-cemaat, guruplardan bir gurup, cemaatlerden bir cemaat değil, İslam ümmetinin ana gövdesini oluşturan yapıdır.
“Akıl göz, vahiy ışıktır.” Gözünü yuman kendini karanlıkta bırakır. Müslüman ne gözden ne ışıktan geçebilir. Bu zor şartlarda şeytanlaşmış düşmanlar içinde yaşamak zorundaysak, “mankurtlaşmış zombiler üzerimize salınacaksa gözümüzü de, gönlümüzü de dört açmak zorundayız demektir.
Ayet ve hadislerle israftan kaçınmanın önemi...
Âlemlere Rahmet Efendimiz, Rabbinden aldığı emirleri hayatının sonuna kadar gece gündüz durup dinlenmeden ve bütün çilelere göğüs gererek insanları Hakk'a çağırmaya devâm etmiştir.
Küresel gündem inanılmaz gerilim yüklü. Ortadoğu’da Suudi Arabistan-İran arasındaki büyük kapışmanın kaçınılmaz olduğu ancak bunun nasıl ve kim tarafından başlatılacağı sorgulanıyor şimdilerde. Krallığı öncesi içerisini oldukça sert bir biçimde tahkim etmekle meşgul Suudi Arabistan veliaht prensi tek başına mı yoksa İsrail ile birlikte mi vuracak Hizbullah’ı ve İran’ı?
İslam üzerinden ılımlı Müslüman, sert Müslüman, radikal Müslüman diye şekillendirilmesi söz konusu. “Ilımlı İslam” hiçbir zaman oluşturulamaz. Bu konuda içimiz rahat olsun. Fakat “Ilımlı Müslüman” oluşturulabilir. Müslüman’ın zihniyetinde oynama yapılabilir. Çocuklarımızın İslam üzerinden ılımlı Müslüman, sert Müslüman, radikal Müslüman diye şekillendirilmesi söz konusu. Bunu dert edinmemiz lazım.
Mihenk taşı, gümüş ve altın alaşımlarının kalitesini test etmekte kullanılan, düz, sert, koyu renkli bir taştır. Kur’an ve dolayısıyla onunla vücut bulan İslam ümmeti, diğer din ve toplumlar için adeta mihenk taşı gibidir. Onların doğrularını onaylayan ve yanlışlarını ortaya koyan yegâne mercidirler.
Hem Rabbi ile beraber olup hem de halka hizmet etmek gerçek manası ile kalbimizi Rabbimize ayırmakla mümkün olur. Bu sebeple insan hangi makam ve mevkide olursa olsun her daim manevi gelişimine önem vermeli, zikir, fikir, tefekkür ve nefsi ile mücahededen uzak düşmemelidir.
İngilizlerin, Hindistan’ı işgal etmesi karşısında ortaya çıkan iki farklı duruş; Sufiler ve Ulema...
O’nun (Allah’ın) huzurunda nasıl olmak istiyorsa, huzurda öyle bulunmalı...