Oruç nâra karşı bir kalkandır. Oruçluyu nefsâni ihtiraslardan muhâfaza eder. Oruçlu kimse, câhilâne fenâ söz söylemek isteyen kimseye iki defâ: Ben oruçluyum, desin.
İslâm dîni cemiyet nizâmını mânevî ve maddî olmak üzere iki temel üzerine kurmuştur. Müslümanın namazı, evrâd ve ezkârı cemiyetin mânevî hayatını tanzim ederken, Müslüman olan zenginlerin verdikleri zekât ve malî ibadet de maddî nizamı tesis etmektedir.
Sabrın kıymetini bilebilmek, ne kadar kıymetli olduğunu anlamak için, sabrın içinde derinlere dalmak gerekir. Çünkü; sabır deniz gibidir. Kimileri kıyısında gezer, kimileri yüzünde. Kimileri ise hiç birini umursamaz dibini sezer.
Genellikle toplu yemek yenen mekânlarda şöyle bir tabelaya rastlamak muhtemeldir: “Yiyin, için fakat israf etmeyin” (ayet meali). İsraf-müsrif denince de hemen ilk akla gelen ve ne yazık ki tek kast edilen, savurganlık olmuştur. Hâlbuki bütüncül bir Kur’an okuyuşuyla, savurganlık da dâhil olmak üzere ne kadar farklı anlamlara ulaşabiliyoruz.
Kalbinde Kur’an’dan bir miktar bulunmayan kimse, harap evler gibidir.1 Öyleyse “Oku! Yaratan Rabbinin adıyla oku!”2 Fakat her bir âyetin hakkını sadece tecvid ile değil, îcâbını icrâ etmekle de vermeye çalışman gerekir. Daha açık söyleyeyim: “Lâ” kelimesini güzelce okudun meselâ... “Hayır!” demen gereken her teklife de hakkıyla karşı durmalısın!
Oruç insanın kuvve-i şehvâniyesini kırdığı gibi nefsin hevâ ve hevesini kırarak bütün âzâları günahtan, isyandan ictinâb ile zühd ü takvaya sebeb olacağı beyân buyurulmuştur. Çünkü insanların dünyevî mesâisi başlıca iki şeye münhasırdır: Biri tatlı tatlı yiyip içmek arzusudur. Diğeri de kuvve-i şehvâniyedir.
Rasulullâh’ın ramazanın ilk on gününü “rahmet günleri” isimlendirmesi önemli. Ramazan'ın ilk günleri bu ayın genelini; bu ay, yılımızı belki ömrümüzü etkileyecektir. Bu Ramazan bir farkındalık oluşturalım ve Ramazan'ı değerlendirelim, böylece Ramazan'la değer kazanalım, rahmet ikliminde yolculuğa çıkalım.
Ramazan, Allah'ımızın gaybî semalarından gelip ümmet ufuklarında dolaşan, kalp bahçelerimize feyiz ve bereketler saçan bir rahmet ve saadet nisanıdır.
Ramazan-ı şerif, hem bir şifâhâne, hem bir diriliş ve gelişme ve hem de yeni yeni açılımların ve terakkilerin mevsimidir. Arınma, affedilme ve nice nice faziletlerle bezenme ayıdır. Bu anlamda Ramazan-ı şerif ayı hem ıslah, hem ihyâ ve hem de inşâ ayı olarak değerlendirilebilmelidir.
Altınoluk Dergisi, 387. sayısında Ramazan'ı işliyor. Dergi, "Ramazan Müminlerin Cansuyudur" kapağıyla okurlarına sesleniyor.