Uzun süre hizmette bulunan bâzı şahıslarda zamanla hizmete karşı bir doygunluk duygusu oluşur ki bu durum, hizmet ehli adına bir tehlike başlangıcıdır. “Artık yeter” duygusu, kişiyi dünyaya çeken bir nefs fısıltısıdır. Bu vaziyet, insanın kendi eliyle kendisini tehlikeye atma gafletinden başka bir şey değildir.
Yaratılmışların hiçbiri, sehâvet, infak ve îsârda, Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ile kıyaslanamaz. O, cömertliğin her çeşidinin en üst seviyesinde idi.
İmâm-ı Rabbânî Hazretleri, hizmet edenin, hizmet edilenleri bir nîmet bilerek onlara karşı teşekkür edâsı içinde bulunması gerektiğini şöyle ifâde eder...
Allah için birbirini sevmenin şartları nelerdir? İşte Allah için birbirini sevenlerin özellikleri...
Hazret-i Mevlânâ'dan kalbimize akan sözler...
Her ibâdetin gönle kazandırdığı apayrı güzellikler, fazîletler ve mânevî kazançlar vardır. İnsanoğlunun ham vasıftan kurtulup olgun bir mü’min olmasında bu mânevî kazançların ehemmiyeti pek büyüktür.
İslâm’a göre bütün insanların hukûkuna riâyet etmek çok mühim bir husustur. Bunlar içinde bilhassa anne-baba, âile, akrabâ ve komşu hakları daha mühimdir.
Peygamberimizi zehirleyen kimdir?
Allah yolunda türlü sıkıntılara katlanan Resûl-i Ekrem Efendimiz, dâvâsında muvaffak olup Allâh’ın Müslümanlara kuvvet ve zaferler lutfettiği zamanlarda bile bir kenara çekilip insanların eziyetlerinden kurtulmayı aslâ düşünmedi.
Bu ve emsâli zâtlar, derin, mehtaplı bir gece gibi Devlet-i Aliyye semâsının gönüllere yansıyan pırıltılı yıldızları olmuştur. Yetiştirdikleri insanlarla bu cihan sathında nice misilsiz fazîlet numûneleri sergilemişlerdir. İşte onlardan bazıları...