Mûsâ Efendi, görenlere daha ilk nazarda “Ne güzel bir kul” dedirtecek nûrâniyete, güzelliğe ve mükerremiyete mazhardı. Bu kıvam ne ile ve nasıl gerçekleşmiştir, sorusuna “iman, İslâm ve ihsanla” diye cevap vermek, bir hakikatin tespiti olacaktır.
Hizmette bulunanların gönülleri, feyz ve rûhâniyetle dolu olmalıdır. Gönül ufkumuzun inkişâfı, ancak mânevî gıdalarla mümkündür. Bu olgunluğun neticesinde ise anlayış, seziş ve duygularımız derinleşir.
Evine hırsız girince affedip âli cenap tavır takınarak insan kazanan Ahmed er-Rıfâi Hazretlerinin yaşadığı çarpıcı örnek hikâye...
Ebû Hureyre (r.a.) Rasûl-i Ekrem -sallâllahu aleyhi ve sellem-’in şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Her gün iki melekden biri “Dağıtan kimseye yenisini ver” diğeri de “malına bekçilik edenin malını telef et" diye dua eder.” (Müslim, Zekât)
Bütün hayatımızı eksiklikler, aksaklıklar üzerine kuruyoruz, âdeta... Birçok davranışımızın altında korkularımız ve kaygılarımız yatıyor belki de. Oysa olumlu yanlarımıza odaklansak belki de daha güzelleşecek ya da belki eksiklikler kendiliğinden kaybolacak, kim bilir... Hele de mevzubahis olan henüz hayatı öğrenme aşamasında olan çocuk ve gençler ise buna daha çok önem vermeliyiz.
Mürşid-i Kamil kimdir? Cenâb-ı Hak, kâmil insan modelini en mükemmel şekliyle Peygamber Efendimizʼin şahsında insanlığa sergilemiştir. Dolayısıyla en büyük rehberimiz, örneğimiz ve mürşidimiz; şüphesiz ki Allah Rasûlü -sallâllahu aleyhi ve sellem- Efendimizʼdir.
Hak dostları, Cenâb-ı Hakk’ın aşk ve muhabbetinin tecellîsi altında olduğu için mercek altında bir kağıdın yanması gibi nefsânî temâyüller onlarda ömrünü tüketmiştir. Böylece nurânî bir câzibe merkezi hâline geldiklerinden diğer insanlar da gayr-i irâdî olarak onların nûrânî güzelliklerine kapılırlar.
Allah dostları rakik gönüllü, ince ruhlu, engin merhamet sahibi ufuk insanlardır. Hal ve hareketlerimizle hiçbir insanın kalbinin incinmesini istemezler. Hiçbir kardeşin karşısındaki şahsı töhmet altında bırakmasına gönülleri razı gelmez. Kötü zanda bulunulmasına sebeb teşkil edecek davranışlara asla müsâmaha etmezler. Karşımızdaki insanları günaha sokacak hareketlerde bulunmayı hiç arzu etmezler.
Eskiden pek çok dergâhın duvarını, mânevî mesaj ve îkazlar ihtivâ eden hüsn-i hat levhaları süslerdi. Bunlardan birinde de “hîç” yazardı. Kâmil insan olma yolundaki ilk adım; kişinin “hiç”liğini idrâk etmesidir. Kendisini hayırlara ulaştıracak, şerlerden koruyacak yegâne güç ve kudretin, Cenâb-ı Hakʼtan olduğunu bilmesidir.
Mahmud Sâmi Ramazanoğlu Hazretleri büyük bir emek vererek ve göz nûru dökerek nice hikmetlerle dolu pek çok eser telif etmiştir. Sami Efendi'nin eserlerinden seçilen yazıları sizler için derledik.