ahmet taşgetiren

Güzel Örnek Müslüman

Bugün kendimizden başlayarak bütün görünürlüklerimizde (evde, sokakta, camide, okulda, iş yerinde, medyada, yönetimde), Rasulullah’ın “güzel örnekliği”ni elverdiğince ortaya koymak, insanlığın İslam telakkisini (algısını) doğru şekillendirmek adına hayati önem taşıyor. Müslümana bakıp İslam’a ısınmak ile Müslümana bakıp İslam’dan uzaklaşmak arasında derin farklar bulunduğu izahtan varestedir.

Ramazan Müslümanlığı

“Niyet amelden hayırlıdır.” denilmiştir. “Niyet amelin iliğidir, özüdür” denilmiştir. “Amellerin değeri niyet iledir.” Ramazan’la birlikte hatırladığımız her şey, bizim İslam’la ahdimizi tazeleme niteliğine kavuşuyorsa, Ramazan’dan istifade ediyoruz demektir.

Küçümsediğimiz Günahlar

Kalbimize bakmayı temel bir hassasiyet haline getiremeyişimiz sebebiyle farkında olmadan günah kirini küçümsüyor muyuz? Günahın parça parça hayatımıza girip, bizi kendisine alıştırdığını ve bir süre sonra ana limandan fersah fersah uzaklaştığımızı göremiyor muyuz?

Kuvvetli Mümin Kimdir?

İslam’la aramızda oluşan mesafe, dünyevi ilimler alanında zihinsel birikim zaafımız, İslam dünyasını “Güç planında” ciddi anlamda geri plana sürüklüyor.

Bugün Genç Olsaydınız Ne Yapardınız?

Gençler bilebilse, yaşlılar yapabilse demişler. Genç Dergisi 93. sayısında yaşı kemale ermiş ülkemizin önde gelen mütefekkir, âlim ve kâmil ruhlu dava insanlarına şu soruyu yöneltti: "Bugün genç olsaydınız ne yapardınız?" Osman Nuri Topbaş Hocaefendi'den Yaşar Kandemir'e, Hekimoğlu İsmail'den Mahmut Toptaş'a, Ahmet Taşgetiren'den Metin Karabaşoğlu'na uzanan bu büyüklerimiz bakın neler dediler? Onlar bugün genç olsaydı neler yapardı?

Gönül İnsanı Kimdir?

“Gönül insanı” dediğimizde aslında “Müslüman”ı arıyoruz, başkasını değil. Gönül insanı diğer ifadesiyle “kalb adamı” ise şayet, Müslüman tam da kalb adamı olmak durumundadır.

İslam Sadece İslam

İslam’ı, “radikal”, “siyasi”, “fundamentalist” ya da “ılımlı” diye tasnif etmek, “İslam içi” bir şey değil. Tamamı dış tanımlama. Ve bütün bunlar, İslam’a karşı pozisyon alma gayesi taşıyan tanımlamalar. İslam’ı bir “sorun-problem” olarak gören ve her halini kuşatma altında tutmayı hedefleyen odakların tanımlamaları.

Allah'ın Ölçülerine Ne Kadar Duyarlıyız?

Kur’an’da ve Rasulullah’ın toplum inşa ederken ki insan – toplum ilişkilerinde, derin psikolojik tespitler ve uyarılar vardır. Onun için de kişilik formatımızı hep Kur’an’ın çerçevesinde, Rasulullah’ın şahsiyet bütünlüğü içinde tutmak için Kur’an’a ve Rasulullah’a bakmalıyız. Bu bize “ölçü duyarlılığı” kazandıracaktır. Eğer bunu kazanabilirsek o zaman önümüzde sürekli bir “kalb ve beyin onarımı” görevi bulunacaktır.

Namaz En Çok Sana Lazım!

Namaz en çok sana lazım evlat! Dua en çok sana lazım. Sanma ki yaşlanınca durulur Allah’ın huzuruna. Sanma ki, eller titremeye başladığında duaya kalkar. Sanma ki, hastaların, ayağı sürçenlerin, yere düşenlerin, ezilenlerin işidir Yaratan’a yönelmek. Sen hele bir bak, namazla buluştuğunda nasıl bir insansın. Yüreğini Rabbine yönelttiğinde içinde nasıl bir yükseliş hissedersin, nasıl bir güçle donanırsın. Nasıl başka insan olursun.

Hicab Edebilmek De Nasib İşidir

Rasulululah’ın Kur’an’da Allah Teala tarafından çizilen misyonu, bütün zamanlarda hüküm-fermadır. Bunu tartışmak, kalbi bir kayıptır, aşınmadır, yaralanmadır, firedir. Bundan Allah’a sığınmak lazım. Kur’an’dan belli ayetler hıfzedilmeden, düşünülmeden Rasulullah’ın önderliği tartışılamaz. O ayetlere rağmen yürütülen tartışma ise, ayetleri de ıskalayan, yani Kur’an’ı ıskalayan ve kademe kademe İslam’ın kökünü kurutmaya yönelen bir çizgi olur.