Hicretin 10’uncu yılı. Zilhicce ‘nin 9’u. Arefe günü. Miladi 632. Mart’ın 8’i. İslam tebliğinin üzerinden 23 yıl geçmiş. 124 bin sahabi Arafat’ta buluşmuş. Rasulullah sallallahü aleyhi ve sellem, içinde “Belki bundan sonra sizlerle buluşamayacağım” ifadeleri geçen konuşmalar yapıyor mü’minlere. Yani yüreğine “Veda” meltemlerinin esmeye başladığını hissediyor.
Ölümden sonraki hayat bir ebediyet yolculuğudur. Ebediyet yolculuğundaki hayatın kalitesi de, bu dünyadaki hayat sınavı ile belirlenecektir. İlahi irade sistemi böyle tesis etmiştir. Buna inanmayan olabilir mi, olabilir. Ama onlar da öldükten sonra uyanacak, ama geri dönüşü olmayan ve hayat tashihinin mümkün olmadığı bir uyanış olacaktır o.
15 temmuzu 16 temmuza bağlayan gece Türkiye'nin kader gecesi oldu. Askeri darbenin engellendiği gece âdeta bir diriliş gecesiydi.
Kalb oruç tutarsa, oruç bizi alır cennete götürür. Cennet yolculuğuna çıkaran oruç lâzım. Onun için de her iftar akşamı kalblerimizi ellerimize alıp orada ne var ne yok bakmak lâzım. Kadir gecesine, onun sabahına, bayramın sabahına dipdiri, Allah’a sunulacak kıvamda selim kalblerle ulaşmak lâzım.
Erkam Radyo'da Ramazan ayına özel her gün İftar Sevinci ve Sahurdan Sehere programları başladı.
Her an şuurla ve her an diri olma hali, sadece tasavvufun önemsediği bir karakter yapısı değildir. Sufi arayan insandır. Diriliğin peşinde koşandır. Şuurunu bileyendir. Bu, her Müslüman için olmazsa olmaz bir hassasiyettir.
Her mü’minin Rasulullah’ı “ilahi bir lütuf” olarak görmesi lazımdır. Ondan sonra da bu “Lutf”un hayatımız açısından ne manaya geldiğini anlamak lazımdır. Rasulullah’a sarılmak lazım, arınmak için Rasulullah’a sarılmak lazım ve Kitab’ı öğrenebilmek, hikmete vasıl olabilmek için Rasulullah’a sarılmak lazım.
Nerdeyse herkes “Özel bir Müslümanlık çerçevesi” oluşturmuş. İçimize sindiriyoruz, sindiriyoruz, ve bir merhalede içselleştiriyoruz. Öyle ki artık islami olanı, Allah’ın buyurduklarını, Rasulullah’ın yaşadıklarını yadırgar hale geliyoruz. Öyle bir “Hayat tarzı” oluşuyor ki bünyemizde, Kur’an’ın mizanında Rasulullah’ın değerler dünyasında beş para etmiyor. Nasıl taşınacak bu Allah’ın huzuruna, nasıl savunulacak orada?
Yaratan’ın bizden nasıl bir hayat istediğini bilmemek, İslam’ın hayatımızdaki alanını daraltıyor. Başka ölçülere göre yaşarken “Hâlâ Müslüman kaldığımızı” düşünmeye başlıyoruz. Bunun tedavisi, hayatımızın bütün alanlarına ilişkin “Fıkh”ı öğrenmektir.
Çağımızın belalarından biri olan İslamofobi, “İslam korkusu” üretmek anlamına geliyor ve İslam’ı bir korku malzemesine dönüştürüp, insanlarla İslam’ın arasına uçurumlar koymaya çalışıyor.