Mânevî kuvvetlerle takviye edilerek dünya coğrafyasına hükmeden, tarihi elinin çizdiği mecrâdan akıtan dâhî pâdişah, büyük cihangir Kânûnî Sultan Süleyman Han, şahsiyeti ve icraatı ile tam ve emsalsiz bir ihtişâmın temsilcisidir. Onun vefatı da Hakk'a yürüyüşü de dua halindedir. İşte Muhteşem Süleyman'ın rahmet-i Rahmân’a yürüyüşü...
Bu ve emsâli zâtlar, derin, mehtaplı bir gece gibi Devlet-i Aliyye semâsının gönüllere yansıyan pırıltılı yıldızları olmuştur. Yetiştirdikleri insanlarla bu cihan sathında nice misilsiz fazîlet numûneleri sergilemişlerdir. İşte onlardan bazıları...
Osmanlılarda mertlik, sözde sebat ve ahde vefâ gibi yüksek fazîletler, gönülleri süsleyen ulvî bir ahlâk hâlinde idi.
Süleymâniye Câmii, İslâm rûhunun maddede şekillenmesidir. Uzaktan manzarası, ellerini Rabbine uzatan duâ hâlindeki bir insan silüetidir. Mîmârîye ibadetin rûhâniyeti sindirilmiştir. Mânâ, maddeye kâ‘bına varılamaz bir mükemmelikle in’ikâs ettirilmiştir.
Osmanlı Devleti’nin altı asır devamını sağlayan îman, ahlâk ve bunların eseri olan muhteşem ve mükemmel ictimâî yapısının üzerinde durulması elzemdir.
Kânûnî Sultan Süleyman, kul hakkından çok korkar, âdil bir halîfe olmaya çok gayret ederdi. İşte bunu kanıtlayan tarihi gerçek!..
Fevkalâde ileri görüşlü bir devlet adamı olan Kânûnî Sultan Süleyman’ın, Fransızlara verdiği ve “kapitülasyon” adıyla anılan imtiyazlar, bâzı câhillerce itham edilegelmiştir. Oysa kapitülasyonlar bakın hangi amaçla Fransızlara verilmiş?
Kânûnî Sultan Süleyman, millet ve askerin hissiyâtına riâyetkâr olduğundan, herkesçe çok sevilirdi. 46 yıl süren saltanatı müddetince de Allâh’ın dînini yüceltmekten başka bir gâyesi olmamıştır.
Kanuni Sultan Süleyman'ın Avusturya seferlerinin birinde yaşanan ibretlik hadise...
Bugün tarih ilminin çözemediği hâdiselerden biridir Pîrî Reis’in dünya haritası. Bu haritada “Grönland Adası”, aslına uygun olarak üç parça gösterilmektedir. Bu gerçek, ancak insanoğlunun Ay’a ayak basması ile tespit edilmiş bir hakîkattir.