Hakîkî ilim mektepte ve medresede alınan bilgiler değildir. Onlar hakîkî ilme ancak birer vâsıta olabilirler. Hakîkî ilim, kâinâtın esrârlı bir kitap hâline gelip gönülde okunmasıdır. Bunun dershânesi de, muhabbet ve aşktır.
Zâhir ilmin fayda ve zararını bilmek isteyen, şerîatten ve şer’î ilimlerden taleb eyler. Bâtın ilminin fayda ve zararını, iniş ve çıkışlarını bilmek isteyen de, bir mürşid-i kâmile varıp onun terbiyesine girer, gönül kitabını okur. İhlâs ile seyr u sülûke çalışır.
Osmanlı Devleti'nde Kanuni devri, bütün bir cemiyet fertlerinin, asâlet, ciddiyet ve îman vecdi ile coşkun çağlayanlar hâlinde olduğu bir devirdi. Bu devirde îmânın heybet ve heyecânı ile bu şâha kalkış, yalnız Kânûnî’de değil, devletin bütün müesseselerinde ve hattâ en küçük rütbedeki ferdinde bile görülmekte idi...
Tarihçi Hammer, Osmanlı padişahının Fransa kralına yazdığı mektup üzerine Fransa’da dansın tam yüz yıl yasaklandığını söylüyor.
Alman imparatoru Ferdinand'ın büyük itiraflarla dolu Osmanlı hakkındaki mektubu...
Kânûnî Sultan Süleyman döneminde Osmanlı ordusu, o kadar disiplinli ve mükemmel idi ki bütün Avrupa'ya korku salmış, girmiş olduğu savaşlarda galibiyet göstererek topraklarını bir önceki döneme göre iki üç katına çıkartmıştı.
Barbaros Hayreddîn Paşa’nın koca Cezâyir’de sultanlık yapabilecek bir imkândan ferâgat edip de oraları Osmanlı’ya ilhâkı, her türlü takdîrin üzerindedir. Bu, ondaki rûhî kemâl ile birlikte İslâm birliği fikrinin ve halîfeye bağlılığının kuvvetini ortaya koymaktadır.
Kânûnî, babasından dünyanın en zengin ve en güçlü ordusuna sahip bir devleti mîras olarak devralmıştı. Kısa zamanda, giriştiği fütûhâtın büyüklüğü kadar idâresindeki dirâyet ve fazîlet ile de öyle temâyüz etti ki, hasmı olan Avrupalılar bile kendisini “Muhteşem Süleyman” lâkabı ile anmaya mecbur kaldılar.
Her türlü ihtişâmın zirvesinde, dünyanın kendisini "Muhteşem Süleyman" sıfatıyla yâd ettiği Kânûni Sultan Süleyman Han (1495-1566) Osmanlı sultanlarının onuncusudur.
Sekiz senelik saltanatı boyunca kazandığı muazzam zaferler, dünyaya âit şanlar, şerefler, fânîlerin iltifatları, kendisini hiçbir zaman sekre sürüklemeyen Yavuz Sultan Selim Han'ın ahirete göçü nasıl gerçekleşti? İşte cevabı...