Abdullah Sert Hocaefendi, Şifâ-i Şerif’ten, Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) salâtü selâm getirmenin hükmüne dair bölümü aktarıyor.
“Abdullah Sert Hocaefendi, Şifâ-i Şerîf’ten aktarıyor: Ravza’da dua ederken kıbleye mi, yoksa Resûlullah’a mı yönelmek gerekir? İmam Mâlik’in bu soruya verdiği cevap, edep ve muhabbetin inceliğini anlatıyor.
Cennette Kur’an-ı Kerim okuyacak mıyız? Abdullah Sert Hocaefendi, Kur’ân okumanın sadece bir ibadet değil, cennet yolculuğunda derece kazandıran ilahî bir nimet olduğunu hatırlatıyor.
Abdullah Sert Hocaefendi, Efendimiz’in (s.a.v.) şu uyarısına dikkat çekiyor: ‘Biriniz uyuyunca şeytan ensesine üç düğüm atar...’ Sabah namazına kalkmamanın sadece bir tembellik değil, şeytanın attığı bu düğümleri çözmeden güne başlamak anlamına geldiğini hatırlatıyor.
Namaz kılmamak bir eksikliktir; ancak ondan da büyük bir günah vardır: Namaz kılana engel olmak! Abdullah Sert Hocaefendi, Alak sûresindeki ilahî ikazı hatırlatarak bu tavrın vebaline dikkat çekiyor.
Abdullah Sert Hocaefendi, Şifâ-i Şerîf’ten Allah ve meleklerin Peygamber’e neden salât ettiğini, Resûlullah’a salâtü selâm getirmenin hikmetini, faziletini ve derin mânâsını anlatıyor.
Abdullah Sert Hocaefendi, Şifâ-i Şerîf’ten naklediyor: Sahâbeye muhabbet, imanın özü; onlara buğz ise kalbin hastalığıdır.
Abdullah Sert Hocaefendi, Hz. Mevlânâ’nın Mesnevî’sinde geçen “İncil’de müjdelenen İsm-i Nebevî” bahsini anlatıyor; Hz. Peygamber’in (s.a.v.) ismine gösterilen hürmetin nasıl bir rahmet vesilesi olduğunu açıklıyor.
Abdullah Sert Hocaefendi, Şifa-i Şerif eserinde, Resûlullah’ı (s.a.v.) temsil eden ve hitabetiyle tanınan Sâbit b. Kays’ın (r.a.), kulağı ağır olmasına rağmen Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) müjdesiyle nasıl övülmeye değer bir hayat sürdüğünü ve şehadetle nasiplendiğini aktarır.
Abdullah Sert Hocaefendi, Ubeydullah Ahrâr Hazretleri’ne ait üç hikmetli sözü paylaşıyor.