Peygamber’in Hatibi: Sâbit b. Kays b. Şemmâs

Abdullah Sert Hocaefendi, Şifa-i Şerif eserinde, Resûlullah’ı (s.a.v.) temsil eden ve hitabetiyle tanınan Sâbit b. Kays’ın (r.a.), kulağı ağır olmasına rağmen Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) müjdesiyle nasıl övülmeye değer bir hayat sürdüğünü ve şehadetle nasiplendiğini aktarır.

PEYGAMBER’İN HATİBİ: SABİT b. KAYS b. ŞEMMAS

“Peygamber’in hatibi” diye bilinen Sâbit ibni Kays ibni Şemmâs, Resûl-i Ekrem’i temsilen, Temîmoğullarının şâir ve hatipleriyle karşılıklı şiir söyleyip hitâbede bulunmak sûretiyle atışıp yarışıyorlardı (müfâharede bulunuyorlardı). Bu âyetin, kulağı ağır duyduğu için Resûlullah’ın huzurunda yüksek sesle konuşan bu zât hakkında nâzil olduğu da söylenmiştir. Bu âyet nâzil olunca Sâbit ibni Kays, yaptığı iyiliklerin mahvolup gittiği korkusu ve üzüntüsüyle evine kapandı. Daha sonra Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin huzûruna gelerek: “Ey Allah’ın Resûlü! Cenâb-ı Hak senin yanında sesimizi yükseltmemizi yasakladı. Ben ise gür sesli biriyim. Bu yüzden mahvolup gittim diye korktum” dedi. O zaman Allah’ın Sevgili Elçisi ona:

“Sâbit! Sen, övülmeye değer bir hayat sürmeyi, şehid olarak ölmeyi ve Cennet-i âlâ’ya girmeyi istemez misin?” buyurdu.

Peygamber’in Hatibi

Burada Sâbit ibni Kays ibni Şemmâs hakkındaki bilgileri topluca değerlendirmeye çalışalım. Hz. Sâbit, çeşitli kabilelerden gelen heyetlerin karşısında Peygamber Efendimiz’i temsilen konuşur, onların şâir ve hatipleriyle de atışırdı. Bu sebeple ona “Peygamber’in hatibi” denirdi. Sâbit’in bir kusuru, kulağının ağır işitmesiydi.

Yine bir defasında Medine’ye Temîmoğullarının şâir ve hatipleri gelmişti. Sâbit ibni Kays onlarla karşılıklı şiir söyleyip konuşarak yarışıyordu. Rivâyet edildiğine göre o sıralarda: “Ey îmân edenler! Seslerinizi Peygamberin sesinden fazla yükseltmeyin; birbirinize bağırdığınız gibi ona bağırmayın. Yoksa yaptığınız iyilikler mahvolur gider de farkına bile varmazsınız”( Hucurât 49/2) âyeti nâzil oldu. Bu âyet nâzil olunca Sâbit ibni Kays, yaptığı iyiliklerin mahvolup gittiği korkusuyla evine kapandı. Peygamber Efendimiz Sâbit’i uzun bir süre Mescidi Nebevî ’de göremeyince, komşusu Sa’d ibni Muâz’a, Sâbit’in hasta olup olmadığını sordu.

Sa’d ibni Muâz, Sâbit’in evine giderek Resûli Ekrem’in kendisini merak ettiğini, niçin mescide gitmediğini sordu. O da: “Ben sesimi Resûlullah’ın sesini bastıracak şekilde yükselttim. Bu yüzden cehennemlik oldum. Yaptığım iyilikler de mahvolup gitti” dedi. Bunun üzerine Allah’ın Resûlü: “O Cennetliktir” buyurmak sûretiyle Sâbit’in endişesini giderdi. (Buhârî, Menâkıb 25, nr. 3613, Tefsîr 49/1, nr. 4846; Müslim, Îmân 187, nr. 119)

Nitekim Sâbit evinden çıkıp Peygamber aleyhisselâmın huzûruna gelince, Allah’ın Elçisi ona övülmeye değer bir hayat süreceği, şehid olarak öleceği ve Cennet-i Âlâ’ya gireceği müjdesini vererek teselli etti. (Taberânî, el-Mu‘cemü’l-kebîr (Selefî), II, 66-69, nr. 1309-1316; Hâkim, el-Müstedrek (Atâ), III, 260, nr. 5034.)

Nitekim Sâbit ibni Kays ibni Şemmâs, Resûl-i Ekrem’in yukarıdaki müjdesinin sonucu olarak katıldığı Yemâme Savaşı’nda (12/633) şehid olmuştur.

Sâbit ibni Kays, “öldükten sonra vasiyet eden ve vasiyeti yerine getirilen adam” diye de bilinir. O Yemâme’de şehid olduğunda üzerinde pek değerli bir zırh vardı. Bu zırhı askerin biri aldı. Sâbit, o gece arkadaşlarından birinin rüyâsına girdi ve ona şunları söyledi: “Sana bir şey vasiyet edeceğim. Ama sakın ‘Bu rüyâdır’ diye ihmâl etme. Dün ben ölünce birisi gelip zırhımı aldı. O adam, ordunun en gerisindedir. Çadırının önünde bir at var; aldığı zırhımın üzerine bir toprak tencere kapamış; onun üzerine de atın kayış takımını koymuştur.

Kumandan Hâlid ibni Velîd’e git söyle. Adam gönderip ondan zırhımı aldırsın. Medine’ye gidip Halîfe Hz. Ebû Bekir’i gördüğünde, benim şu kadar borcum olduğunu ve falan köleleri azat ettiğimi söyle!” Sâbit’in arkadaşı uyanınca Hâlid ibni Velîd’e olup biteni anlattı. O da zırhı alan kimseye bir adam gönderip zırhı târif olunduğu şekilde buldurdu; Medine’ye dönünce de Hz. Ebû Bekir’e durumu anlattı. Halîfe de Sâbit ibni Kays’ın vasiyetinin yerine getirilmesini emretti. (Taberânî, el-Mu‘cemü’l-kebîr (Selefî), II, 70-71, nr. 1320; Heysemî, Mecma‘u’z-zevâid, IX, 322-23.)

Kaynak: Kadı İyaz, Şifa-i Şerif

İslam ve İhsan

SABİT BİN KAYS (R.A.) KİMDİR?

Sabit Bin Kays (r.a.) Kimdir?

İLK SAHABİLER KİMLERDİR?

İlk Sahabiler Kimlerdir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle