abdullah sert

Hadis Rivayetinde Ashab ve Tabiînin Edepleri

Abdullah Sert Hocaefendi, Şifâ-i Şerif’ten ashâb ve tâbiînin hadis rivayetinde gösterdiği edepleri anlatıyor.

‘Kur’ân Bize Yeter’ Söylemi Hangi Şartlarda Doğru Olur?

Abdullah Sert Hocaefendi, “Kur’ân bize yeter” söyleminin, Resûlullah’ın sünnetiyle hayata geçirildiğinde hakikate ulaştıracağını ifade ediyor.

Kur’ân’da Peygamberimize İnsanlarla İlişkilerinde Verilen İlahi Öğütler

Abdullah Sert Hocaefendi, Hüdayî Sohbetleri’nde Kur’ân ışığında Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) insanlar ve diğer mahlûkatlarla ilişkilerinde verilen ilahi öğütleri paylaşıyor.

Beş Vakit Namazda 21 Defa Efendimiz’e Selam

Abdullah Sert Hocaefendi, her beş vakit namazda Tahiyyat esnasında günde 21 defa Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) selam gönderildiğini, bu selamın fazilet ve hikmetinin ne olduğunu anlatıyor.

Sermayesi Biten Adama Yardım Edin!

Abdullah Sert Hocaefendi: Ömür de bir sermayedir; her geçen dakika, doğru niyet ve güzel amellerle değerlendirildiğinde hayat çiçeklerle bezenmiş bir gülistan olur. Peki, siz zaman sermayenizi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kur’an’da Peygamberimize Verilen 10 Özel Emir

Abdullah Sert Hocaefendi anlatıyor: Kur’ân-ı Kerim’de Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) özel olarak indirilen 10 önemli emir ve müminlere yansımaları…

Sabah Namazına Kalkmamanın Mazereti Var mı?

Abdullah Sert Hocaefendi, sabah namazına kalkmamanın sadece iki geçerli mazereti olduğunu ve bu namazın önemini anlatıyor.

Allah’ın ve Resûlü’nün Önüne Geçmemenin En Güzel Örneği

Abdullah Sert Hocaefendi, Şifa-i Şerif eserinden naklediyor: Muâz b. Cebel’in (r.a.) Kur’ân ve Sünneti merkeze alışı, Allah ve Resûlünün önüne geçmemenin en güzel örneklerinden biri değil midir?

Manevi Hal Neden Kaybedilir?

Manevi hal neden kaybedilir? Abdullah Sert Hocaefendi, bir sâlikin, yani manevi yolcunun, manevi seviyesini düşüren üç önemli sebebi açıklıyor.

Sadece Namaz ve Oruçla Cennete Girilebilir mi?

Abdullah Sert Hocaefendi, bir sahabinin ‘Sadece namaz ve oruçla cennete girmek mümkün mü?’ sorusuna Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) verdiği cevabı aktarıyor.