Şura Suresi 11. Ayet Ne Anlatıyor?
Şûrâ Suresi 11. ayet, Allah’ın eşsizliğini, yaratıcı oluşunu ve hiçbir şeye benzemediğini açıklayan anlamıyla ele alınıyor.
Ayet-i kerimede şöyle buyrulur:
ALLAH’IN EŞSİZLİĞİ VE YARATMADAKİ KUDRETİ
Şura Suresi 11. Ayet Arapça:
فَاطِرُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ جَعَلَ لَكُمْ مِنْ اَنْفُسِكُمْ اَزْوَاجًا وَمِنَ الْاَنْعَامِ اَزْوَاجًاۚ يَذْرَؤُ۬كُمْ ف۪يهِۜ لَيْسَ كَمِثْلِه۪ شَيْءٌۚ وَهُوَ السَّم۪يعُ الْبَص۪يرُ
Şura Suresi 11. Ayet Meali:
O, gökleri ve yeri yoktan yaratandır. Size kendinizden eşler, hayvanlardan da (kendilerine) eşler yaratmıştır. Bu suretle çoğalmanızı sağlamıştır. O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O işitendir, görendir. (Şûrâ, 42/11)
Bilgi:
Allah, çocuk sahibi olmamıştır; kimsenin çocuğu da değildir. Hiçbir yaratılmışa benzemez. Yerlerin, göklerin, canlı cansız bütün varlıkların tek yaratıcısı O’dur. Rabbimiz, dünyada hayatın devamı için birtakım sebepler/kurallar da var etmiştir. Allah dilerse bu sebeplere bağlı olarak dilerse de sebepsiz olarak yaratır. Cenab-ı Hak, kendisini bu kurallardan tenzih etmek üzere “O’nun benzeri hiçbir şey yoktur.” buyurmuştur. Yani O, var olan, insanların düşünebileceği, hayal edebileceği her şeyin dışındadır.
Mesaj:
- Bütün varlıkları yaratan Allah’tır. O, hiçbir yaratılmışa benzemez.
- Rabbimiz dilediği zaman sebepsiz yaratır; Hz. Âdem -aleyhisselâm-’ı anne babasız, Hz. İsâ -aleyhisselâm-’ı da babasız yaratmıştır.
Kelime Dağarcığı:
Vahdâniyet: Cenâb-ı Hakk’ın zatında, sıfatlarında ve fiillerinde bir ve tek olması, yaratma ve ulûhiyette ortağının bulunmaması.
Muhalefetün li’l-havâdis: Allah’ın sıfatlarından biri olup O’nun, yaratılanlara benzememesi demektir.
Kaynak: Diyanet, Kur'an-ı Kerim'den Serlevha Ayetler
TEFSİR
Şura Suresi 11. Ayet Tefsiri:
- Rasûlüm! De ki: “Hangi konuda anlaşmazlığa düşerseniz düşün, o konuda nihâî hükmü verecek olan Allah’tır. Rabbim olan Allah işte budur. Ben yalnızca O’na güvenip dayandım ve bütün gönlümle yalnızca O’na yönelirim.”
- O, gökleri ve yeri daha önce bir benzeri olmaksızın yoktan yaratandır. O size kendi cinsinizden eşler, hayvanlardan da çiftler yarattı. Sizi ve hayvanları bu düzen içinde üretip çoğaltmaktadır. O’nun benzeri gibi hiçbir şey yoktur. O, her şeyi hakkıyla işiten, her şeyi hakkıyla görendir.
- Göklerin ve yerin anahtarları O’na aittir. O, dilediğine rızkı bol verir, dilediğine ise kısar ve ölçülü verir. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilmektedir.
Hakîki velî Allah olduğu gibi, bunun tabii bir gereği olarak, insanların anlaşmazlığa düştüğü her konuda en doğru ve adil hükmü verecek olan da yine Allah’tır. Bu sadece âhirette kullar arasında nihâî hükmü vermesi anlamında değil, dünyada da itikat, ahlâk ve muâmelât başta olmak üzere hayatın her alanıyla ilgili olarak neyin haram neyin helâl, neyin iyi neyin kötü, kimin haklı kimin haksız olduğunu belirleme yetkisi de yalnız Allah’a aittir. Kur’an’ın bu husustaki temel kâidesi budur. Âyet-i kerîmelerde şöyle buyrulur:
“…Eğer Allah’a ve âhiret gününe gerçekten inanıyorsanız, hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz bir meseleyi hemen Allah’a ve Peygamber’e arzedin. Böyle yapmanız, hem hakkınızda daha hayırlıdır, hem de netice itibariyle daha güzeldir.” (Nisâ 4/59)
“Allah ve Rasûlü bir meselede kesin ve bağlayıcı bir hüküm verdiği zaman, mü’min erkek veya mü’min kadının, kendileriyle alakalı o meselede başka bir tercihte bulunma hakkı yoktur.” (Ahzâb 33/36)
“Rabbinizden size indirilen Kur’an’a uyun; Allah’tan başkasını dost ve yardımcı edinip de onların ardından gitmeyin.” (A‘râf 7/3)
Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri, kuranvemeali.com










YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!