Şura Suresi 9. Ayet Ne Anlatıyor?
Şûrâ Suresi 9. ayet ışığında, gerçek veli ve koruyucunun yalnızca Allah olduğu, tevhid inancı ve kulluk bilinci açıklanıyor.
Ayet-i kerimede şöyle buyrulur:
ŞÛRÂ SURESİ 9. AYET IŞIĞINDA TEVHİD
Şura Suresi 9. Ayet Arapça:
اَمِ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِه۪ٓ اَوْلِيَٓاءَۚ فَاللّٰهُ هُوَ الْوَلِيُّ وَهُوَ يُحْيِ الْمَوْتٰىۘ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ۟
Şura Suresi 9. Ayet Meali:
Onlar Allah’tan başka velîler edindiler öyle mi? Hâlbuki asıl dost ve koruyucu Allah’tır. Ölüleri de O diriltecektir ve O’nun gücü her şeye yeter. (Şûrâ, 42/9)
Bilgi:
Rab ve dost olmaya layık olan, yaratmaya kadir olandır. Yaratma gücü olmayan, kendisi de yaratılmış olan bir varlığı ilah kabul etmek, ondan medet ummak akıl sahibi bir insanın davranışı olamaz. Ancak, her dönemde böyle insanların var olmuş olması çok üzücüdür. İnsanla beraber bütün varlıkları yaratan Rabbimiz hayatı da ölümü de yaratandır. Bu gerçeğe inanan müminler hayır ve şerrin yalnızca Allah’tan olduğunu bilirler. Allah istemeden kimseden bir hayır ve şer gelmeyeceğine inanırlar. Yalnızca O’na kulluk eder ve yalnızca O’ndan yardım dilerler.
Mesaj:
- Allah, insanların rabbi, inananların dostudur.
- Kim Allah’ın dostluğunu kaybederse, hüsrana uğrar.
- Allah bize yeter. O ne güzel vekil ve ne güzel yardımcıdır.
Kelime Dağarcığı:
Velî: Dost, seven, yardım eden, koruyup gözeten, birinin işini üzerine alan.
Kaynak: Diyanet, Kur'an-ı Kerim'den Serlevha Ayetler
TEFSİR
Şura Suresi 9. Ayet Tefsiri:
- Şehirlerin anası Mekke halkı ile onun çevresindekileri uyarman ve geleceğinde şüphe bulunmayan toplanma gününün dehşetinden sakındırman için sana böylece Arapça bir Kur’an vahyediyoruz. O gün geldiğinde insanlardan bir kısmı cennette, bir kısmı ise çılgın alevli cehennemde olacaktır.
- Allah dileseydi insanları doğru yol üzere bir tek ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini rahmetine kavuşturur. Zâlimlere gelince, onlar için ne işlerini üzerine alacak bir koruyucu vardır, ne de bir yardımcı.
- Gerçek bu iken, Allah’tan başka işlerini havale edecekleri dostlar mı ediniyorlar? Oysa işlerin kendine havale edileceği gerçek dost, asıl koruyucu yalnızca Allah’tır. Ölüleri diriltecek olan da O’dur. O’nun her şeye gücü yeter.
(Ümmü’l-Kurâ), Mekke’dir. Mekke, insan hayatının buradan başlayıp yayılması, içerisinde yeryüzünün ilk mâbedi olan Kâbe’nin bulunması, orada Makâm-ı İbrâhim, Hacer-i Esved gibi ilâhî nişânelerin bulunması gibi sebeplerle şerefli kılınmış ve bu yüzden ona “Şehirlerin Anası” rütbesi verilmiştir. “Çevresi”nden maksat ise tüm dünyadır.
Kur’an ilk olarak Mekke halkını sonra da zaman, zemin ve imkânlar elverdikçe dalga dalga tüm dünya halklarını uyarmak için Arapça indirilmiş cihanşumûl bir kitaptır. Arapça bilenler onu, orijinal diliyle okuyup anlayacak ve gereğince amel edeceklerdir. Arapça bilmeyenlere de onun mâna ve mesajları anlayacakları dille tebliğ edilecektir. Zaten realitede de durum böyle gerçekleşmiştir. Şunu belirtelim ki Kur’an’ın Allah kelâmı oluşunda hiçbir şüphe bulunmamakla beraber, herkesin ona inanma gibi bir mecbûriyeti de yoktur. Allah Teâlâ’nın küllî iradesi böyle tecelli etmiştir.
Bu yüzden insanlar ya kendi tercih ve ihtiyarlarıyla Kur’an’a inanıp Allah’ın rahmetine ereceklerdir. Ya da onu inkâr edip cehenneme gireceklerdir. Fakat doğrusu, her şeye kadir olup ölüleri de diriltecek olan hakiki Velî’nin Allah olduğunu bilip sadece o “Gerçek Dost”a kulluk yapmaktır. Her türlü problemimizin çözümünde O’nun hükmüne başvurup boyun eğmektir.
Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri, kuranvemeali.com









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!