Sultan 2. Abdülhamit’in Yaptırdığı Saat Kuleleri

Osmanlının son büyük padişahı; Sultan 2. Abdülhamit tarafından yaptırılan saat kuleleri.

Sultan 2. Abdülhamit, saatlere merakı ile bilinen usta bir marangozdu. Kendisinin öncülüğü sayesinde 19. yüzyılda saat kulesi hızla yayılmıştır. Valilerine gönderdiği fermanlar ile de çeşitli şehirlere yayılmasına vesile olmuştur.

Saat kulelerinin asıl amacı saati göstermek olsa da farklı amaçlar için de kullanılmıştır. Çanakkale, İzmir ve Dolmabahçe saat kulelerindeki su sebilleri sayesinde halk, su gereksinimini karşılayabiliyordu. Ayrıca bazı kuleler, yangın ve gözetleme aracı olarak da kullanılmıştır. Kulenin tepesinde bulunan gözetmenler sayesinde yangın kolaylıkla tespit edilebiliyordu. Dolmabahçe ve Kayseri Saat Kuleleri’ndeki rüzgar gülleri ve barometreler sayesinde de hava tahmini yapılıyordu.

O dönemde 2. Abdülhamit, birçok şehirde saat kulesi yaptırmıştır. Sadece Osmanlı toprakları içinde değil, başka ülkelere hediye olarak da gönderilen saat kuleleri örneklerini görebiliriz. Bunlardan bazıları; Mexico City, Kudüs, Trablus… Ülke sınırları içinde yaptırılan şehirlerden bazıları ise; İstanbul, İzmir, İskeçe, Gümülcine, Çanakkale, Bursa, Tokat, Kayseri, Çorum saat kuleleri… Bunların dışında da yıkılan ve yok olan saat kuleleri de vardır. Konya, Edirne, Gelibolu, Diyarbakır, Kütahya saat kuleleri gibi.

Aşağıdaki fotoğraflarda da Sultan II. Abdülhamit’in yaptırdığı bazı saat kulelerinin fotoğraflarını görebilirsiniz.

1. Yıldız Saat Kulesi

1. Yıldız Saat Kulesi

2. Dolmabahçe Saat Kulesi

2. Dolmabahçe Saat Kulesi

3. İzmir Saat Kulesi

3. İzmir Saat Kulesi

4. Çanakkale Saat Kulesi

4. Çanakkale Saat Kulesi

5. Tokat Saat Kulesi

5. Tokat Saat Kulesi

6. Bursa Tophane Saat Kulesi

6. Bursa Tophane Saat Kulesi

7. Kayseri Saat Kulesi

7. Kayseri Saat Kulesi

8. İzmir Saat Kulesi

8. İzmir Saat Kulesi

9. Kudüs Saat Kulesi

9. Kudüs Saat Kulesi

10. Hamidiye Saat Kulesi

10. Hamidiye Saat Kulesi

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.