Stres Çarkı Oynayan Çocuklar Dikkat!

Özellikle çocukların ellerinden düşürmediği "stres çarkı"nın, dikkat dağınıklığına hatta bağımlılığa yol açabileceği uyarısında bulunuldu.

Cumhuriyet Üniversitesi (CÜ) Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi ve Pedagog Doç. Dr. Tuncay Dilci, son dönemde yaygınlaşan "stres çarkı"nın özellikle çocuklar tarafından tercih edildiğini söyledi.

Dilci, çocukların stresli oldukları için ürünü almadıklarını ifade ederek, "Çocukla stres kavramı arasındaki ilişki, çocuğun oyun ve oyalama araçlarından yoksunluğundan kaynaklıdır. Bu boşluk doldurulmazsa çocuğun panik halde olması, sıkılması şeklindeki halleri tabii ki stres gibi görünür. 'Çocukta stres yok' demiyoruz ama direkt strese bağlı bir yönelimden dolayı değil, oyun boşluğundan kaynaklı 'stres çarkı'na yönelim söz konusu." diye konuştu.

STRES ÇARKI BAZI ÜLKELERDE YASAK

Eskiden topaç, fırıldak ya da tahta parçalarıyla oyun ihtiyacının karşılandığını anımsatan Dilci, "Şimdi popüler kültür, toplum üzerinde etki eden birtakım mekanizmaları kullanarak bazı ticari kazançlar elde ediyor. 'Stres çarkı' da bunlardan biri. Çocuklarda stres yok, oyun ihtiyacının azlığı var." dedi.

Dilci, "stres çarkı"nın sürekli kullanımın çocuğun derse olan dikkatini azaltacağına da işaret ederek, ABD, İngiltere, Birleşik Arap Emirlikleri gibi bazı ülkelerde ürünün öğrencilere yasaklandığını hatırlattı.

STRES ÇARKI BAĞIMLILIK YARATABİLİR

"Stres çarkı"nın oyalama aracı olarak göründüğünü ancak çocuklar üzerinde olumsuz etkiler bırakabileceğini vurgulayan Dilci, şu değerlendirmede bulundu:

"Bu araçlar çocukların gelişim dönemlerinde küçük kas gelişiminin daha sağlıklı yürümesi için belki bir fırsat olabilir. Zaman geçirme ve oyalama aracı olarak görülse de otistik ya da dikkat eksikliği olan çocukların 'stres çarkı'nın dönüşünü sürekli takip etme eğiliminde olmaları, onlarda dikkati toplamak için kullanılabilir ancak stres çarkı sağlıklı çocukta antisosyal kişilik gelişimine zemin hazırlayabilir. Farklı ve dikkat çekici renklerin bu cihaz üzerinde kullanılması sağlıklı çocuklarda o renkleri bilinç altında takibe zorlayacağı için dikkat dağınıklığına neden olabilir. Çocukların gelişim döneminde 14-15 yaşına kadar bu olumsuz etkileri gözlemlenebilir. Bu nedenle ailelerin çocuklarına bunu kullandırtma noktasında dikkatli olmaları gerekir ve çocuklarında bağımlılık yapabilir."

Kaynak: AA

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.